menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ortadoğu’da Büyük Kürdistan hayali ve jeopolitik gerçekler

4 0
26.01.2026

Ortadoğu’da “Büyük Kürdistan” söylemi, duygusal ve romantik bir özgürlük anlatısı gibi pazarlanmakta; ancak sahadaki güç dengeleri, bu söylemin büyük ölçüde küresel aktörlerin stratejik ajandalarına hizmet ettiğini göstermektedir. ABD ve İsrail merkezli güvenlik ve nüfuz politikaları, bölge halklarının özgürleşmesini değil; kontrol edilebilir, bağımlı ve gerektiğinde harcanabilir yapılar oluşturmayı hedefler. Bu çerçevede etnik aidiyet üzerinden kurulan hayaller, gerçekçi bir devlet perspektifinden ziyade vekâlet düzeninin parçası hâline gelmektedir.

Tarihsel olarak bakıldığında, büyük güçlerin Ortadoğu’da “vaat ettiği” hiçbir yapı, yerel halkların kalıcı refahına dönüşmemiştir. Aksine bu vaatler, toplumları birbirine kırdıran, uzun vadeli istikrarsızlık üreten araçlar olarak kullanılmıştır. Bugün Kürt kimliği üzerinden inşa edilen Büyük Kürdistan söylemi de benzer bir çerçevede okunmalıdır. Zira ne ABD ne de İsrail, bölgenin en kadim ve stratejik topraklarını gerçek anlamda bağımsız bir aktöre devretme iradesine sahiptir. Burada hedeflenen, kalıcı bir devlet değil; askeri üslerle çevrili, dışa bağımlı, kendi iç bütünlüğünü kuramamış bir tampon alandır.

Irak’ın kuzeyindeki fiili yapı bu durumun somut örneğidir. Devlet görüntüsü altında aşiret ilişkilerinin, aile iktidarlarının ve gelir paylaşımında tekelleşmenin hâkim olduğu bu model; halkın değil, dar bir zümrenin güçlendiği bir düzen üretmiştir. Siyasi makamların, ekonomik kaynakların ve güvenlik aygıtlarının sınırlı çevrelerde toplanması; “devlet” iddiasının ne kadar kırılgan olduğunu açıkça göstermektedir. Buna rağmen aynı modelin daha geniş bir coğrafyada tekrarlanabileceğine........

© Habererk