Suçlu Hep “Diğerleri” mi? Global Otoriterlik ve Evrensel Değerlerin Erozyonu
Dünya siyaseti bugün tarihin kritik kırılma noktalarından birini yaşıyor. Bir yanda ülkelerin kendi iç dinamikleriyle yüzleşmeleri, diğer yanda güçlü aktörlerin uluslararası hukuku aşındırdığı bir süreç… Bu iki eğilim birbirinden ayrı değil; aksine, birbirini besliyor ve küresel ahlaki zeminin erozyonuna yol açıyor. gençlik yıllarımda Sovyet yayılmacılığına karşı Kızıl emperyalizme karşı ciddi mücadele veren bir kuşaktan gelen biriyim,ancak bugün geriye döndüğümde geldiğimiz noktada boşu boşuna bir mücadele verdigimizi Amerikan yayılmacılığının komünizm yayılmacılığından daha beter olduğunu dünya acı bedellerle yaşayarak görüyor.
1. Maduro’nun Otoriterliği: Tek Başına Değil, Sistemsel Bir Sorun
Venezuela örneği uzun zamandır küresel siyasetin gündeminde. Nicolas Maduro yönetimi, iktidarını pekiştirmek için yargı bağımsızlığını zayıflatması, muhalefete baskı ve medyaya sansür uygulamalarıyla eleştirildi; bu demokratik gerileme ve otoriterleşme eğilimi uluslararası insan hakları raporlarında yer aldı. 
Bununla birlikte, Maduro’nun tek başına “suçlu” ilan edilmesi sağlıklı bir analiz değil: rejimin otoriterleşmesi, derin yapısal ekonomik krizler, toplumsal kutuplaşma ve kurumsal zayıflıklarla birlikte ele alınmalı. Bu, sadece Maduro’nun kişisel sorumluluğu değil, aynı zamanda siyasi bir zeminin ve dış etkileşimlerin sonucudur.
2. Kimin Hukuku? Kimin Evrensel Değerleri?
Diğer yandan dünyanın en güçlü devleti ABD’nin Venezuela’da yürüttüğü operasyon, uluslararası hukukun ve egemen devletlerin dokunulmazlığının........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin