menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyasette Samimiyet Kazanır: Yazıcıoğlu Örneği

4 0
tuesday

Sabah televizyonunu açtım. Ekranda rahmetli Recep Yazıcıoğlu’nun oğlu Mehmet Kemal Yazıcıoğlu vardı. “Dur, bir dinleyeyim” dedim. Zihnimdeki soru netti: Karşımda sıradan bir yönetici mi var, yoksa farklı bir profil mi?

Dakikalar ilerledikçe cevabımı aldım. Hayır… Bu, klasik bir yönetici değil.

Konuşma biçimi, üslubu, meseleye yaklaşımı… Hepsinde ayrı bir samimiyet, ayrı bir berraklık vardı. En önemlisi de ne istediğini bilen, ne yapması gerektiğini kavramış bir duruş sergiliyordu. İşte tam bu noktada içimden geçen cümle şuydu: Türkiye’nin ihtiyacı olan siyasetçi profili tam olarak bu.

Bugün siyaset sahnesinde en büyük eksikliklerden biri; samimiyet ile liyakati aynı potada eritebilen isimlerin azlığıdır. Oysa Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, hem birikimiyle hem de duruşuyla bu boşluğu doldurabilecek bir isim olarak öne çıkıyor. Bu nedenle mesele sadece bir belediye başkanlığı meselesi değil, mesele bir vizyon meselesidir.

Şunu açıkça ifade edeyim: Böyle bir isim, sadece bulunduğu şehir için değil, Türkiye’nin büyük şehirleri için de ciddi bir kazanım olabilir. Ankara mı, İstanbul mu tartışmasına girmeden söylüyorum; eğer doğru yerde doğru aday değerlendirmesi yapılırsa, hem şehir kazanır hem Türkiye kazanır.

Bugün Milliyetçi Hareket Partisi’nin Tokat gibi önemli bir şehirde böyle bir isimle başarı yakalaması tesadüf değildir. Bu, doğru aday tercihinin somut sonucudur. Siyasette bazen uzun analizlere gerek yoktur; sahaya bakarsınız ve gerçeği görürsünüz. Tokat’ta görülen tablo da tam olarak budur.

Ancak burada asıl üzerinde durulması gereken konu şudur: Türkiye’de gençlerin önüne nasıl rol modeller koyuyoruz? Siyaseti sadece tartışma, polemik ve kutuplaşma üzerinden okuyan bir gençlik mi yetiştiriyoruz, yoksa çalışkan, bilgili, samimi ve çözüm odaklı isimleri mi öne çıkarıyoruz?

Ben kendi adıma şunu net söylüyorum: Mehmet Kemal Yazıcıoğlu gibi isimler, gençler için sadece bir siyasetçi değil, aynı zamanda bir rol modeldir.

Çünkü bu ülkede artık insanlar kimin hangi partiden olduğundan çok, ne yaptığına ve nasıl yaptığına bakıyor. Hizmet varsa, samimiyet varsa, liyakat varsa; gerisi teferruattır.

Ve bu noktada Ziya Paşa’nın o meşhur sözü bir kez daha anlam kazanıyor: “Marifet iltifata tabidir.” Başarı görmezden gelinerek değil, takdir edilerek büyür.

İyi olanı kim yaparsa yapsın, hakkını teslim etmek gerekir. Siyaset, körü körüne tarafgirlik değil; doğruyu doğru yerde söyleyebilme cesaretidir.

Bugün Tokat’ta ortaya çıkan tablo, sadece bir belediye başarısı değil; aynı zamanda Türkiye’ye verilen bir mesajdır.

Doğru aday, doğru vizyon, doğru sonuç.


© Habererk