menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bilinmeyen yönleriyle Cindoruk

23 0
13.04.2026

Cumartesi günü vefat eden rahmetli Cindoruk’la neredeyse hiçbir konuda aynı düşünmüyorduk. Zıt kutuplardaydık bile diyebiliriz. Kendisi rahmetli büyükbabamın dava, kader, parti, cezaevi ve yol hatta hizip arkadaşıydı. 1950’lerde büyükbabam ocak, Cindoruk DP Gençlik Kolları Genel Başkanıyken başlayan dostlukları, Cindoruk 28 Şubat’a selam çakarak Doğru Yol Partisinden ayrıldığında bitti. Cindoruk babamın üzerinde de özellikle çocukluğunda ve gençliğinde tesirli olmuş.

Cindoruk, 1955 yılında, DP’nin en güçlü döneminde ve kendisi de gençlik kolları genel başkanıyken ispat hakkı nedeniyle yönetimle ters düşer ve partiden ayrılır. Hürriyet Partisinin kurucularındandır. HP CHP’ye katılma kararı alınca DP’ye geri döner. Yassıada’nın kahramanıdır. Korkmadan, çekinmeden savunur müvekkillerini. Doğruları eğip bükmeden haykırır. Zalime zalim der. Defalarda göz altına alınır, işkence görür. Balmumcu Cezaevinde üç ay kalır.

İstikbalini düşünseydi DP’den ayrılmazdı. İdealist olmasaydı Yassıada’da avukatlık yapmazdı. Zirvedeyken DP’den ayrılmıştı. Darbe olduğunda sade üyeydi. Polatkan’ın avukatıydı ama yaptığı heyecanlı ve etkili savunmalar Menderes’in avukatı olarak ünlenmesini sağladı. Eşini Yassıada’da tanır. DP liderlerinin düşükler diye aşağılandığı, insanların DP’lilerin akrabalarına selam vermekten bile imtina ettiği günlerde, Polatkan’ın yeğeni Dilek hanımla evlenir.

Yeniden demokrasiye geçildiği dönemde Demokratlar üç ana gruba bölündüler. Küçük bir grup Bölükbaşı’nın CKMP’sine katıldı. DP liderlerinin yakınları ve avukatları, eski bakanlar ve milletvekilleri Yeni Türkiye Partisine katılırlarken eski il ve ilçe yöneticileri, ocak ve bucak başkanları Adalet Partisini kurdular. Cindoruk’ta Menderes’in çocuklarıyla, Bayar’ın ve Zorlu’nun kızlarıyla, Polatkan’ın eşiyle ve diğer avukatlarla birlikte YTP’deydi. 

Seçim sonuçları ilginçti. AP ve YTP Demokrat Partinin 1957 seçimlerinde aldığı oyları firesiz toparladılar. CHP 1957 seçimlerinin çok gerisine düştü. Detaylara bakıldığında AP beş bölgede, YTP iki bölgede birinciydi. CHP yedi bölgede de ikinciydi. Demokrat oylar beş bölgede AP’ye iki bölgede yani Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da YTP’ye gitmişti. YTP güneydoğuda %38, doğuda %33 oy almıştı.

Demokrat Partinin Sağlık Bakanı Yusuf Azizoğlu içinden çıktığı güneydoğu ve doğuya büyük hizmet etmiş bu sayede aday olduğu YTP bu bölgelerde birinci olmuştu. YTP DP liderlerinin yakınlarına, eski bakan ve vekillere rağmen Türkiye’nin geri kalanında silinirken, hizmet siyaseti sayesinde iki bölgede ipi göğüslemişti.

Cindoruk, YTP CHP ile koalisyon kurunca AP’ye geçti ama aktif görev almadı. 1970 senesinde muhafazakar kanatla birlikte AP’den ayrılarak Demokratik Partinin kuruluşunda yer aldı. Bu ayrılık ve İstanbul siyasetinde Bilgiçle birlikte hareket etmesi, muhafazakar ve Bilgiç taraftarı olduğu kanaatinin oluşmasına neden oldu.

 Oysa DP’yi Demirel’den rahatsız olan iki grup kurmuştu: AP’nin muhafazakarları ve Demirel’in siyasi haklarının iadesi konusunda gayret göstermediğini düşünen Bayar’ın liderliğini yaptığı Demokratlar. Cindoruk Bilgiçle değil Bayar’la birlikteydi. Haddi zatında Demokrat Partide de Menderes’e değil Bayar’a yakındı. Siyasi hayatı boyunca Bayar’ın Atatürkçü, demokrat ve laikliği merkeze alan fikirlerini savundu.

Cindoruk 1975 senesinde Bayar ve Bilgiçle birlikte erimekte olan DP’den ayrılarak AP’ye katılır ve İstanbul İl Başkanı olur. AP’nin Demokratik Parti ve MSP bölünmelerinden sonra ilk kez %50’yi aştığı 1979 seçim zaferinde başroldedir.

Cindoruk 12 Eylül ihtilalinden sonra kenara çekilmez. Aynı Yassıada’da olduğu gibi zor gününde partisine ve davasına sahip çıkar. Büyük Türkiye Partisinin ve DYP’nin kuruluşunda en büyük pay ona aittir. Zincirbozan’da dört ay sürgün hayatı yaşar. Cindoruk’un durmak dinmek bilmeyen azmi olmasaydı siyasi yasaklar kalkmazdı, Demirel başbakan olamazdı. Emaneti yani DYP Genel Başkanlığını Demirel’e teslim ettikten sonra parti içi muhalefetin liderliğini üstlenir.

Siyasi hayatı boyunca demokrat çizgisiyle ön plana çıkan Cindoruk, 28 Şubat’ta kendi partisine karşı darbecilerin ve vesayet güçlerinin yanındadır. DYP’den ayrılır. Demokrat Türkiye Partisini kurar. 28 Şubatçılar tarafından kurdurulan hükümete katılan partisi, seçimlerde %0,5 civarında oy alır.

Cindoruk merkez sağ yelpazenin liberal ve laik kanadında yer alan bir siyasetçiydi. Fikirleri ve yaklaşımları merkez sağa destek veren büyük kitlelerden farklıydı. Büyük kitleler Menderesle beraberdi o Hürriyet Partisine katıldı. Büyük kitleler Adalet Partisinde toparlandığında o YTP’deydi. Çoğunluk Demirel’e sadık kalırken o Demokratik Partiye gitti. Yıllarca liderliğini yaptığı DYP’den ayrılıp DTP’yi kurduğunda sandığa gömüldü. Yani Cindoruk’un seslendirdiği görüşler merkez sağa mal edilemez. Merkez sağın içinde yer alan küçük bir azınlığın fikirleridir bunlar.

Hüsamettin Bey milliyetçilik ve muhafazakarlık gibi değerlerde merkez sağa oy veren kitlelerden ayrışıyordu. Buna rağmen zor zamanlarda davayı sahiplendiği için yadırganmadı. Yassıada da ve 12 Eylül’den sonra korkusuzca mücadele etti.  Aynı yaklaşımı 28 Şubat’ta da gösterebilseydi yıllarca temsil ettiği kitlelerle ters düşmez, hayatı boyunca mücadele ettiği CHP ile örtüşmezdi.

Türkiye sağa kayarken yani merkez sağ muhafazakarlaşırken, Cindoruk yerinde kaldığından yelpazenin sol tarafına düştü. Milli görüşten kopan Ak Partinin merkez sağı konsolide etmesini kabul edemedi. ‘’Ak Parti milletvekillerinin %70’i bizimle aynı kökten geliyor’’ derken DP-AP-DYP-ANAP çizgisine oy verenlerin Ak Partiye yöneldiği ayan beyan ortadayken, Ak Partinin merkez sağı temsil etmediğini savundu. Menderes’e, Demirel’e, Özal’a ve Çiller’e tavır aldığı gibi Erdoğan’a da karşıydı. Geniş kitleler aralarındayken sahiplendikleri Hüsam’ı ana damardan ayrıldığında dışladılar.

Cindoruk ‘’Neden merkez sağ ana damardan yürümedi? Neden milli görüş kökenliler halka daha cazip geldi?’’ sorusunun cevabını düşünmüş müdür? Öz eleştiri yapmış mıdır? DP ve AP çevrenin, CHP merkezin partisiydi. 1970’lerde kentli fukaraların ve varoşların CHP’ye yönelmesi AP’ye bir mesajdı. AP temsil ettiği kitlelerden kopuyor, o kitlelere yabancılaşıyordu. Bu mesaj alınmadı. DP-AP çizgisi 12 Eylül’den sonra büyük şehirlerde eski gücüne ulaşamadı. Zira kendini yenileyemedi. Şehirli kitlelere cazip vaatlerde bulunamadı. Şehirli seçmenler belediye hizmetleri, tapu dağıtımı ve imar politikalarıyla açılım sağlayan ANAP’a kaptırıldı.

Türkiye muhafazakarlaşırken, ANAP ve DYP’nin başlarına, halkın değerlerinden kopuk isimler getirildi. Bunlar gibi birçok yanlış bir araya geldi ve merkez sağ ana damardan değil tali damardan yürüdü. Bütün bunlar olurken Cindoruk başroldeydi. DYP’lilerde ‘’Demirel’den sonra genel başkan Cindoruk olsaydı DYP gücünü korurdu’’ gibi bir genel kabul var. Cindoruk teşkilatlardan geldiğinden, halkı tanıdığından çözülme daha uzun sürerdi ama sonuç değişmezdi. Yenilenmeyen, iddiasını kaybeden yok olmaya mahkumdur.

Bu ülkeye muazzam hizmetler yapan DP-AP-DYP çizgisinin hazin sonu, özellikle Ak Parti ve CHP’ye ders olmalı. Bu milletin oyu hiç kimsenin cebinde değil. Cindoruk’u rahmetle anıyorum. Cenabı Allah günahlarını affetsin.


© Habererk