menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Artık bir muhasebe yapmak gerekmez mi?

28 0
17.07.2026

15 Temmuz darbesinin 10. yılı her yıl olduğu gibi -öfke seansları- ile kutlandı. Darbeciler lanetlendi, mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği söylendi.

Biten, bitmiş olan bir yapıya karşı mücadele söylemi onun siyasi getirisinden istifade etmek içindir. Yoksa kadınından yaşlısına kadar on binlercesi suçlu suçsuz ayırımı yapılmadan cezalandırılmış bir yapı bu kadar gündemde tutulmazdı. AKP için her kötülüğü Fethullahçılara yıkmak bir nevi aklanmak biçimi. Ancak bunun ne kadar etkili olduğuna, olağan düzene dönüldüğünde tarih ve millet karar verecektir.

Siyasi partileri, hareketleri eleştirmek kolaydır. Ancak din maskesi takan hareketleri eleştirmek zordur. Çünkü karşınıza çıkarılan dindir. Din bir paratoner olarak kullanılır, onun arkasına saklanılarak eleştiriler savuşturulmaya çalışılır.Israr eden afaroz edilerek din dışına itilir.

Darbe üzerinden Gülen yapılanmasına yönelik eleştirilere her defasında o cenahtan tepkiler geliyor. Darbe ile ilişkilendirilmeye karşı çıkanlar oluyor.Cemaatlerinin masumiyetini iddia eden, darbeyi AKP ile ilişkilendiren savunular yapılıyor. Daha önce Kılıçdaroğlu'da -kontrollü darbe- diyerek bu görüşte olanlara katılmıştı. Bu kanaati taşıyan büyük bir kesim var.

Bu yazıda darbeyi tartışmayacağım, bugün için kesin olan 15 Temmuz darbesinin merkezinde Gülencilerin bulunduğudur.Ancak darbenin siyasi ayağı ve teknik direktörünün kim olduğu hala tam olarak aydınlanmamıştır. Bir gün darbenin bu yönü de ortaya çıktığında daha kesin bir hükme varmak mümkün olacaktır. Mesela şu sorular cevabını beklemektedir:

-Hakan Fidan ile Hulusi Akar niçin darbe komisyonuna ifade vermeye gelmediler? Darbe ile ilgili bu iki isimden daha bilgili kimse olabilir mi?

-Darbe komisyonunun raporu niçin kaybedildi?

-Zekeriya Öz, her tarafta aranırken nasıl elini kolunu sallayarak sınır kapısından Gürcistan'a geçti?

-15 Aralık operasyonundan sonra Fehmi Koru'nun Gülen'den getirdiği mektuba rağmen kim alelacele 25 Aralık'ta tekrar operasyon yapt? Bu, iki tarafı karşı karşıya getirmek, muhtemel bir uzlaşmayı engellemek için miydi, yoksa hükümete yönelik 15 Aralık operasyonun devamı mıydı?

Böyle birçok soru sormak mümkün. Bugün bu soruların üzerine gitmek mümkün olmasa da bir gün mutlaka bu sorular cevabını bulacaktır.

Ancak bu sorular üzerinden kimse........

© Habererk