Devlet ve siyaset hayatı alkol bağımlılığını kaldırır mı?
Kimseyi işaret etmiyorum, belirli bir kişiyi belirtmiyorum. Bu gün haklarında alkol bağımlısı oldukları iddia edilen, başka zaafları ile tanınan, siyasi kimlikli kişilere gönderme yapmıyorum. Sadece genel bir duruma değinmek istiyorum. Ama elbette kıymetli okuyucunun bu yazıyı kimle, nasıl irtibatlandırarak okuyacağına karışamam…
Aziz mübarek ramazan gününde bu konu oluyor mu şimdi diyecek muhterem okurlar da olacaktır, epeyce tereddüt ettim bu konuyu ele almaya ama ramazanda dahi ayık olmayı beceremeyenlerin, ağızlarından çıkana hakim olamayanların, inançlara saldırganlığı kendilerine hak olarak görenlerin pervasızlaştığı bu günlerde yazmak da vazifeye dönüştü…
Alkolün zararları tartışmasızdır. Çok tüketildiğinde ortaya çıkacak sorunlara ise milyarlarca örnek mümkündür. Sıradan insanların hayatlarında bile alkol tutkusu, bağımlılığı varsa maliyetleri konusunda söylenebilecek her söz söylenmiştir.
Bu nedenle sıradan olmayan devlete, millete karşı sorumlulukları olan, karar mercilerinde bulunan, siyaset üreten kişilerin zaafları bunların hepsinden daha önemlidir.
Sıradan insanın alkol tesiriyle yapıp ettikleri toplumun genelini ilgilendirecek neticeler doğurmaz, çok daha sınırlı kalır da sözgelimi yönetimde ve siyasette önde gelen isimlerin bağımlılıkları tam da “şişede durduğu gibi durmaz” ikazını haklı çıkaran sonuçlar üretir…
Devlet ve siyaset yönetimi, hukuki düzenlemeler, idari prosedürler ve örgütsel hiyerarşilerden oluşan teknik bir yapı değildir.
Modern yönetim bilimi, özellikle kamu yönetimi literatürü, devleti ve siyaseti yüksek riskli bir karar ekosistemi olarak tanımlar.
Bu ekosistemde karar vericilerin kişisel özellikleri, davranış kalıpları ve özdenetim düzeyleri, sistem performansını doğrudan etkileyen kritik değişkenlerdir. Bu nedenle yöneticilerin psikolojik ya da davranışsal zaafları, bireysel alanın ötesinde kurumsal risk faktörleri olarak değerlendirilir.
Bu bağlamda alkol bağımlılığı, salt ahlaki bir mesele olarak değil; yönetişim kapasitesini etkileyen yapısal bir risk unsuru olarak ele alınmalıdır. Yönetim bilimi açısından mesele, bir yöneticinin veya siyasi karar mekanizmasındaki kişinin ne tükettiği değil; bu davranışın karar kalitesi, kurumsal istikrar, hesap verebilirlik ve kriz yönetimi üzerindeki etkileridir.
Bağımlılık, süreklilik arz eden ve kontrol kaybı üreten bir davranış örüntüsü........
