Buluşturan, Kavuşturan Bölünmüş Yollar
Halil Rıfat Paşa merhum der ki “Gidemediğin yer senin değildir.” Hannibal’ın sözüdür “Ya bir yol bul, ya bir yol aç.” Yol yapmak, taş ve toprak döşemek değil; bir millete istikamet, bir devlete güç, bir topluma gelecek inşa etmektir.
Bunun içindir ki “Yol medeniyettir” sözü ile AK Parti hükümetlerine kalkınma, gelişme, büyüme için en önemli hedefi gösteren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımlarıyla Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu tarafından 30 bin km bölünmüş yol eşiğinin aşılması lansmanı gerçekleştirildi.
Türkiye’nin ulaştırma altyapısında çeyrek yüzyılı tanımlayan temel unsur, yatırımların konjonktürel tercihlerden ziyade bütüncül bir kalkınma stratejisinin parçası olarak ele alınmasıdır.
AK Parti döneminde ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi liderliği altında ulaştırma politikaları; mevcut talebi karşılamaya dönük olduğu kadar geleceğin üretim, ticaret ve nüfus hareketliliğini öngören bir teknik planlama anlayışıyla şekillendirilmiştir.
Bölünmüş yol ve otoyol yatırımlarında süreklilik arz eden bu yaklaşım, kamu kaynaklarının mühendislik verileri, trafik projeksiyonları ve ekonomik çarpan analizleri temelinde yönlendirilmesini mümkün kılmıştır.
Siyasi iradenin uzun vadeli altyapı projelerini sahiplenmesi, yüksek maliyetli ve geri dönüş süresi uzun yatırımların kesintiye uğramadan tamamlanmasını sağlamış; böylece ulaştırma altyapısı, Türkiye’nin büyüme ve mekânsal bütünleşme sürecinde stratejik bir kaldıraç işlevi görmüştür.
Bu bağlamda Türkiye’nin bölünmüş yol ağında 30 bin kilometre eşiğinin aşılması çok büyük bir altyapı başarısıdır, kolay kolay ulaşılamaz da… Ama bu kadarla bitiyor mu? Elbette bitmez, bu başarıyı ulaştırma ekonomisi, trafik güvenliği, çevresel sürdürülebilirlik ve bölgesel kalkınma açısından çok katmanlı bir dönüşümün somut göstergesi olarak ele almak gerekir.
Keza, bu başarı, alınan mesafe ulaştırma altyapısının bir ülkenin bilimsel planlama kapasitesi ve uzun vadeli kalkınma vizyonu ile nasıl bütünleştiğini göstermesi bakımından da dikkat çekicidir.
Ulaştırma altyapısı, modern iktisat literatüründe “çarpan etkisi” en yüksek kamu yatırımları arasında kabul edilir. Bölünmüş yollar ve otoyollar, taşıtların daha hızlı hareket etmesini sağlamaz; üretim merkezleri ile tüketim noktaları arasındaki zaman-maliyet dengesini optimize eder, lojistik verimliliği artırır ve ulusal pazarı derinleştirir.
Dolayısıyla Türkiye’nin 2002 yılında 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu bugün 30 bin 49 kilometreye taşıması,........
