Ahlaki üstünlük ve CHP…
Dünya yansa umurlarında değil; çevremizde olup bitenlerle ilgili en ufak bir görüşleri, düşünceleri, yaklaşımları ve yalandan da olsa açıklamaları yok ama bir “ahlaki üstünlük” teranesidir tutturmuş gidiyorlar… Neymiş, CHP “ahlaki üstünlüğe” sahipmiş de, siyasal iktidar onların bu duruşunu bozmak için komplolar kuruyormuş da…
İran’a ilişkin ne düşünüyorsunuz? Suriye ile ilgili hala Esat ile görüşmemiz gerekiyor mu? Karabağ’a gönderilen “cihatçılar” döndü mü? Libya’da ne işimiz var mı? Bunlara yönelik milletle paylaşacağınız hususlar şu çok sevdiğiniz “ahlaki üstünlüğünüzü” ne yapar?
İşin şaka yapılacak hali kalmadı…
Siyasi partiler modern temsili demokrasinin kurucu aktörleridir; seçimlere katılan, milletin onayını arayan organizasyonlar olmalarının yanı sıra değer iddiaları taşıyan, kamusal iyiye ilişkin tasavvurlar üreten ve bu tasavvurları kurumsal yapıları aracılığıyla somutlaştıran yapılardır.
Bu nedenle bir partinin ‘ahlaki üstünlüğü’nden söz etmek, söylemsel bir pozisyon tarifinden ibaret değildir; böylesi iddialar siyaset teorisi, hukuk devleti ilkeleri ve kurumsal etik bağlamında çözümlenebilir iddialardır.
Cumhuriyet Halk Partisi örneği, bu kavramı analiz etmek için uygun bir çerçeve sunmaktadır. Bir yandan yolsuzlukla ve yozlaşmayla malul bir CHP var, yönetimi sürekli “ahlaki üstünlük”ten bahsediyor, yetmezmiş gibi, bu durumu eleştiren ve ihraç edilenler de ahlaki üstünlüğün sahibi CHP, bunu parti içindeki iktidar kavgası ve yaşanan ihraçlarla kaybetmektedir, gibi absürt iddialarda bulunuyor…
Ülkenin herhangi bir konusunda sarda şifa bir yaklaşımı olmamak, dünya yanıp yıkılırken en ufak bir ses çıkarmamak, yolsuzluk ve yozlaşmayla anılmak, bunlara kurumsal olarak sahip çıkmak ahlaki duruşa zarar vermezken ve ahlaki üstünlük tartışılmazken, kavramın ihraçlarla gündeme gelmesi CHP’nin ahlaka bakışında ciddi sorunlara ve ahlaki üstünlük kavramına yükledikleri anlamlarda kafa karışıklığına işaret etmektedir.
Bu durumda öncelikle kavramsal netleştirmeye gitmek, ahlaki üstünlüğün ne olduğunu pek çok açıdan izah etmek gerekir. “Ahlaki üstünlük”, teknik anlamda üç bileşenli bir yapıya sahiptir: ilke beyanı, bu ilkenin kurumsal düzeyde içselleştirilmesi ve ilke ile pratik arasındaki tutarlılık.
Bir siyasal parti yolsuzlukla mücadeleyi temel bir değer olarak ilan ediyorsa, bu programında yer alan bir vaat olmamalıdır; kurumsal davranışların değerlendirilmesinde temel ölçüt, referans olmalıdır. Keza, ahlaki üstünlük, rakiplere yöneltilmiş bir iddia olmaktan ziyade, kendi iç işleyişine uygulanan bir tutarlılık testi olarak görülmelidir. Ahlaki üstünlüğün kaybı, çoğu zaman bir eylemin kendisinden değil, beyan edilen ilke ile fiili uygulama arasındaki mesafenin açılmasından kaynaklanır.
Etik teori açısından mesele yine üç ana eksende değerlendirilebilir. İlke merkezli yaklaşım, eylemin ilan edilmiş........
