menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hakikatin Zafiyeti... Bilgi çoğalırken güvenin çöküşü

19 0
04.01.2026

Günümüzde bilgiye ulaşmak eskisinden çok daha kolay. Kitaplara, kütüphanelere hatta bilge insanlara bile ihtiyaç duymaz olduk. Bilgi artık parmaklarımızın ucunda; klavyenin her tuşunda anında erişilebilir hale geldi.

Bir zamanlar bilgiye ulaşmak zordu ama ulaşılan bilgiye güvenilirdi. Azdı, ama özdü. Değerliydi, çünkü gerçekti. Bugün ise bilgi; ucuz, bol, kontrolsüz ve çoğu zaman sahte. İnsanlığın eline tutuşturulan şey bilgi değil; bilginin kopyaları hâline geldi.

Gerçeğe benzeyen ama gerçeği solduran bir gölge… Ve bu gölge büyüdükçe hakikatin yüzü kararmaya başladı.

Bilgi arttıkça güven azalıyor. Çünkü sunulan ya da üretilen bilginin gerçekliğini sorgulamak zorunda kalıyoruz. İnsanlık hiç olmadığı kadar şaşkın, şüpheci ve güvensiz.

Klişe söz olan “Bilgi çoğaldıkça insan aydınlanır.” bugün gerçekliğini kaybetmiş durumda. Bilgi çoğaldı; fakat şüphelerimiz de onunla birlikte büyüdü.

Artık her şeye şüpheyle bakıyoruz. Bu şüphe öyle ilerledi ki artık yalanı değil, gerçeği sorguluyoruz.

Hakikat, masumiyetini ispat etmek zorunda kalıyor. Bilim zan altında, uzmanlık kuşkulu, devletlerin açıklamaları “algı” sanılıyor.

Ve en tehlikelisi: İnsan artık doğruyu aramıyor; sadece kimin söylediğine bakıyor.

insanlar artık gerçeği değil taraf seçiyor.

Hakikat Artık Kendini Savunuyor

Yalanın peşinden gidilmesinden korkulmaz; yalan kanıtla yok edebiliriz. Ama gerçeğin şüpheye düşmesinden korkmalıyız. Çünkü şüphe, hiçbir kanıtı kabul etmiyor.

Hakikati öldüren yalanın kendisi değil; hakikate olan güvensizliktir. Hakikat, gürültünün içinde kayboldu.Bilgi ne kadar çoksa, manipülasyon imkânı da o kadar fazla; şüphe ise en kolay yayılan duyguya dönüştü.

Bugün asıl kriz, “bilgi krizi” değil, “güven krizi”dir.

Bugünün dünyasında hakikat, belki de ilk kez bu kadar korunmasız.

Ama aynı zamanda, her zamankinden daha çok ona ihtiyacımız var.

İnsanlık tarihinin belki de en eski arayışıdır. Ancak her medeniyet onu farklı bir yerde buldu.

Antik Yunan’da hakikat aletheia idi: “örtünün kalkması, gizlinin açılması.”

Onlara göre hakikat, icat edilen değil, keşfedilen bir gerçeklikti. İnsan sadece perdeyi aralardı; hakikat zaten oradaydı.

İslâm medeniyetinde hakikat, “Hakk” ile özdeş kabul edildi.

Varlığın özünde bulunan ilahî düzen… Gazali’nin ifadesiyle,........

© Haber7