menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Uluslararası ceza mahkemesinin yargı yetkisi

31 0
07.03.2026

Dünya kaosa, yok oluşa giden bir yıkılışa sürüklenirken, önem kazanan kavramlardan biri de uluslararası hukuktur. Uluslararası ilişkilerde yapılan analizlerde sık sık başvurulan, medyada çok karşılaşılan kavramlar olarak uluslararası hukuk ve uluslararası ceza mahkemesine yakından bakma ihtiyacı doğmuştur.

Modern egemenlik anlayışının köklü değişimler geçirmeye devam ettiği günümüzde uluslararası toplumu ilgilendiren suçlar bakımından yargı yetkisinin, ikincil planda bir yargı organına bırakılması ateşli bir tartışma konusudur. Bu bağlamda, ülkelerin kurduğu diplomatik, ticari, savunma (savaşa değin) ilişkileri, sınır ötesindeki bireylerin hak ve sorumlulukları ile uluslararası örgütlerin işleyişini belirlemeye çalışan uluslararası hukuk dalı kamu ve özel hukuk alanlarını içermektedir.

Uluslararası hukuk veya devletlerarası hukuk, uluslararası ilişkiler altında bir disiplin olmasının yanı sıra kamu hukukunun bir dalıdır.  Devletlerarası ilişkileri düzenleyen ‘kural, kaide ve ilkeler’ bütününe kısaca ‘uluslararası hukuk’ denilmektedir. Dünya sisteminin ya da uluslararası siyasal yapının, herkesin herkesle savaştığı bir kaos ortamına dönüşmesini engelleyen öğelerden birisi olan normatif kurallar arasında uluslararası hukuk en önemlisidir.

Uluslararası hukuk, devletlerin birbirleriyle ve diğer uluslararası hukuk kişileriyle olan ilişkilerinde uygulanan hukukun tümünü ifade eder. Ulusal hukuk sistemlerinden yasa koyucu üstün bir otoritenin ve zorunlu yargı yetkisine sahip, bağlayıcı kararlar alabilen bir yargı organının olmaması özellikleri ile ayrılır. Uluslararası hukukun başlıca dört kaynağı vardır: Antlaşmalar, teamüller, genel hukuk ilkeleri ve alanındaki en uzman hukukçuların doktrinleri. Uluslararası hukuk, uluslararası yasama ve yürütme organlarına sahip olmaması ve kanunlar hiyerarşisine tâbiyeti bulunmaması nedeniyle ulusal hukuktan ayrılır.

Öncelikle uluslararası siyasal sistem içinde bu hukuk dalının esasını teşkil eden normatif kuralları uygulayacak olan yaptırım gücüne sahip bir merkezi otorite yoktur. Uluslararası hukuk esas itibarıyla tarafların rıza yaklaşımına dayanmaktadır. Hiçbir devlet bir başka devlet ile olan anlaşmazlığını bir uluslararası mahkeme önüne getirmeye zorlanamaz. Bu nedenle uluslararası mahkemelerin yargı yetkisinin yegâne kaynağı, anlaşmazlıkları kendi önüne getiren devletlerin iradeleridir.

Ayrıca yine iç hukuktan farklı olarak uluslararası mahkemelerin yaptırım zorunluluğu da yoktur. Bir örnek vermek gerekirse, Birleşmiş Milletlerin başlıca yargı organı olan Lahey Uluslararası Adalet Divanı uyuşmazlıklarda kendisine taraf olan ülkelerin getirmiş oldukları davalar dışında başka bir yetkiye sahip değildir. Bu sebeple ulusal devletlerin uluslararası hukuka ve kurumların aldığı kararlara uymaları beklenmekle birlikte, onları buna zorlayacak bir yapı yoktur.

Uluslararası hukuku iç hukuktan farklılaştıran bir başka nokta ise normlar hiyerarşisinde uluslararası hukukun iç hukuka üstünlüğü ilkesidir. Taraf ülkelerin onayladığı antlaşmalar iç hukuka üstün olması gerekmekle birlikte 1982 Anayasası ile Türkiye örneğinde gördüğümüz üzere, bu konuda kesin bir hüküm olmamakla birlikte teamüller antlaşmanın içeriğine göre de değişmektedir.  Ancak devletler, uluslararası hukuka verilen değer, söz konusu kuralların olmaması hâlinde ortaya çıkacak kaostan duyulan........

© Haber7