menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kalbin zehiri: Nifak

22 0
06.04.2026

Peygamber Efendimizʼin ümmetini İslâmʼa ve tevhid inancına dâveti; gelen vahyi okuyup tebliğ etmesiyle başlamıştır. Ancak bu vazife, insanları nihâî hedefe ulaştırmada ilk merhaledir. Tevhid dâvetinin asıl maksadına ulaşması ise, nefisleri küfür, şirk, nifak, riyâ, kibir ve haset gibi mânevî kirlerden tamamen arındırıp, ihlâs, takvâ, huşû ve huzûra erdirmekle mümkündür.

Nifak, sözlükte "iki yüzlülük, ara bozuculuk ve ikilik çıkarmak" anlamına gelir. İslami bir terim olarak ise, kalben inanmadığı halde dışarıdan mümin (Müslüman) görünmek, imanla küfür arasında bocalamak veya inançsızlığını gizleyip Müslüman gibi davranmak demektir. Bu davranışı sergileyen kişiye "münafık" denir.  Allah’ın gazabını en çok celbeden ve ilâhî affın dışında bırakılan en ağır günahlar; “küfür, şirk ve nifak”tır. Yani Allâhʼı inkâr etmek, Oʼna ortak koşmak veya zâhiren Oʼna îmân etmiş gibi görünüp de kalben inkâr etmektir.

İslâm fıtratı üzere ve Allâhʼa kulluk etsin diye yaratılan insanın, hak yolu bırakıp bâtıl yollara sapmasının başlıca sebepleri; nefse, şeytana veya şeytanlaşmış insanlara uyarak kendi eliyle kendisini cehâlet karanlığında bırakmasıdır. Bu hususta insanın aklını ve gönlünü perdeleyense, çoğu zaman, kendisini imtihan etmek için önüne çıkarılan çeşitli menfaatlerdir.

Kur'an- Kerim ve Hadisi Şerflerde münafıklar için bir kişilik çerçevesi çiziliyor. Bu ayet ve hadislerden bir sosyal ortam profili çıkarmak da mümkün.

Îmân konusunda en kötü hâl, samimiyetle inanmadığı hâlde, diliyle inandığını söylemektir. Bu hâle nifâk, böyle olan kimseye de münâfık denir. Allah Teâlâ bu konuda Resûlüne şöyle hitap etmiştir: «Münâfıklar sana geldiklerinde ‘Senin Allah’ın Elçisi olduğuna şâhitlik ederiz’ dediler. Allah senin Kendi Resûlü olduğunu elbette biliyor. Fakat Allah münâfıkların yalancı olduklarına da şâhittir» (Münâfikûn Suresi; Ayet: 1).

Kur’ân-ı Kerim’de münâfıklara dair özel bir sûre, Münafikun Suresi  bulunmaktadır. Ayrıca pek çok âyette onların durumları konu edilmektedir. Bu ayetlerde iki farklı tipteki insandan bahsedilmektedir. İlki saf münâfıklar olup bunlar, aslında inanmadıkları hâlde Allah’a ve âhiret gününe iman ettik demektedirler. Genelde halk arasında münâfık denince bu tip anlaşılır. İkincisi ise zihin karışıklığı, psikoloji bozukluğu veya irade zayıflığı yüzünden imanla küfür arasında gidip gelen, şüphe içinde bocalayan, imandan çok küfre yakın olanlardır. Bu kişiler inandıklarını sanmakla birlikte önemli işlerde din dışı otoritelere gitmeyi tercih etmekte, ancak başlarına bir felâket gelince Hz. Peygamber’e başvurmakta, esasen hak dine bağlılıkları maddî çıkarlarına göre değişmektedir. Kur'an, münafıkların bazı davranış biçimlerini bildirmektedir.. Bu bir kişilik tarzıdır nifak.

Münâfıkların psikolojik durumunu konu eden âyetlerde, onların Allah’ı ve müminleri alaya aldıkları, Müslümanlara yardım edilmesinin önünü kesmeye çabaladıkları, müminlere kin besledikleri, günah, düşmanlık ve Hz. Peygamber’e isyan konusunda gizli çalışmalarda bulundukları, kötü haberler yaydıkları, ekini ve nesli bozmaya uğraştıkları, kötülüğü yaygınlaştırıp iyiliği engellemeye çalıştıkları anlatılmaktadır.

Kur'an münafıkları fitne ortamında nasıl tavır alacaklarını şöyle tesbit ediyor: Her fitne ortamında İslam'dan uzaklaşıp, fitnenin içine tepetaklak giderler. Kendileri gibi diğer mü'minleri de inkara sürüklemek isterler. (Nisa Suresi /83, 89) Ortamı gözetlerler. Mü'minler galip gelirse , onlardan gözükürler, kafirler galip gelirse " Biz sizi mü'minlerden koruduk." derler. (Nisa Suresi, 141) Mü'minlerin belaya uğramalarını isterler, din hususunda şüpheye düşerler. Boş emellerle oyalanırlar. (Ha did Suresi, 14)

Allah'a yarım yamalak ibadet ederler. İbadetin vecdi ve heyecanı imandan gelir. Ya iman zordaysa... İşte münafıkın ibadeti bu zorlukla yaralıdır. Namaz kıldıkları halde kıldıkları namazdan habersizdirler. Namazı gösteriş için kılarlar. (Maun/4-6) Mescid'e geldiklerinde kendilerini kafese girmiş gibi hissederler. (Hadis-i Şerif, Keşfü'l Hafa) Allah'ı aldatmaya kalkışır, namaza tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yapar,........

© Haber7