Türkiye-Azerbaycan kenetlenmek zorundadır…
"Tek millet, iki devlet" doktrinini sıradan bir retorik zannedip arkasındaki rasyonel mekaniği okuyamayanlar, en ufak bir diplomatik rüzgârda hemen kriz çığırtkanlığına soyundu.
Türkiye ile Azerbaycan arasında son dönemde kamuoyuna yansıyan dalgalanmalar, aslında iki egemen devletin doğal çıkar örtüşmesi veya ayrışması sürecinden başka bir şey değildir. Sosyal medya üzerinden körüklenen bu yapay gerilimi, iki ülkenin stratejik körlük yaşayan "Fitne fücurları" üzerinden sıra dışı bir perspektifle masaya yatırmak gerekiyor.
Bizim kimi çevreler Azerbaycan’ı Türkiye’nin bir vilayeti zannetme körlüğü içinde ele alarak ideolojik ajandalarımızı hayata geçirme mecburiyetinde imiş kabilinden derin bir yanılgının içine düştüler. Bakü'nün eğitimde, uluslararası ilişkilerde kendi ajandası bulunduğunu ve bunu uygulamada hür ve müstakil bir devlet olduğunu göz ardı ettiler. Azerbaycan’ın BM Genel Kurulu gibi platformlarda kendi millî çıkarları doğrultusunda takındığı pragmatik tutumlarını, Türkiye’ye bir "başkaldırı" veya "ihanet" gibi okuyup sosyal medyada tahkir ve aşağılama kabili tezviratta bulundular.
Oysa biz Türk dünyası çalışanlar biliyoruz ki bu ülkelerde bazı şeylerin hemen hayata geçirilmesi zordur, uzun soluklu bir yürüyüş gerektirir. Bu ülkeleri henüz tanıyanlar bu coğrafyalarda tarih boyunca ne yaşandığını hangi badirelerden geçildiğini tahayyül dahi edemezler.
Azerbaycan, Güney Kafkasya'da Rusya ve İran gibi iki devasa ve öngörülemez aktörle komşudur. Kendi iç güvenliğini, seküler yapısını ve askerî dengelerini korumak adına attığı........
