Ramazan düşünceleri
Mübarek Ramazan Ayı bir arınma ve ibadet ayı olduğu gibi aynı zamanda bir tefekkür ayıdır.
Şartları uygun olanlarımız oruç tutarken bir yandan bedenlerini, duygularını, ihtiraslarını
iradeleriyle kısıtlarken diğer yandan da akıllarını, ruhlarını ve keyfiyetini tam bilemediğimiz başka insani melekelerini olabildiğince inkişaf ettirerek kendilerini yeniden kamil insan olarak inşa etmeye çalışırlar. Bu inşa sırasında en önemli yaratıcı ve tezyin edici imkanlara tefekkür mirsadı (Gözetleme yeri, rasat yeri) ve mirkati (merdiveni) ile erişilir.
Tabiri mümkün ise Ramazanda oruç ile inşa edilen İslam insan mimarisinin ana sütunları oruç ve namaz, müştemilatı ve aksesuarı nafileler ve Ramazana uygun güzel ameller ile zikirler ve şükürler, binanın vücudunu ayakta tutan demir çelik konstrüksiyonu akide ve İslam akidesine derinlik ve hayatiyet katan ise tefekkürdür.
Akide ve tefekkür ile yaptığımız oruç ve namaz gibi ibadetlerin anlamını idrak edebiliriz. Eğer anlamını idrakten sonra samimiyet ile bu ibadetler yapıldığında nihai gaye olan ilahi rıza kazanılır.
Oruç İbadetinin Külli ve Şümullü Oluşu
Ramazan ayı içerisindeki oruç ibadeti bir çok yönden külli ve şümullü bir ibadettir. Bu açıdan oruç ibadeti emsalsizdir.
Oruç öncelikle ferdi bir ibadettir. Bizatihi kişi kendini bütün azalarıyla ve varlığıyla sınırlamakta, kendini bu ibadete yoğunlaştırmaktadır. Ancak, bu sadece tek bir ibadet formu değildir. Oruç ibadeti içinde başka ibadetler de gizlidir. Mesela bedenen kendini kısıtlama ve Allah rızası için oruç tutma gibi bedenin dalındaki bütün aza ve hasselerin de oruç tutması söz konusudur ve bu tarz oruç daha makbuldür.
Oruç ibadeti namaz ibadetini de içerir. Tıpkı namaz ibadeti gibi oruç da belirli vakitler arasında tutulur, namazda olduğu gibi tam şekli yoğunlaşma olmasa da oruç halinde de namaz hali gibi ibadeti bazı eylemlerle yapar; bazı eylemlerden de kaçınırız.
Mesela zekat ibadetinin önemli bir payı vardır. Bedenin ve sağlık nimetinin zekatı verilir. Üstelik bu açıdan hayvani varlığımız için sürekli iştiha ile yemek veya bursla sahip olmak istediğimiz nimetlerden kendimizi geri çekme vardır. Keza abdest alarak nasıl ki bazı uzuvlarımızın üzerini temizliyor isek oruç tutarak da uzuvlarımızın içini temizleriz; burada hem maddi hem de manevi temizlik söz konusudur. Allah yolunda cihat etmenin bazı mükellefiyetlerini ve zorluklarını yerine getirir oruç tutan müminler. Oruç bizi cihadın, seferin, ibadetlerin, sabrın zorluklarına hazırlar, mütekâmil ve mütehammil kılar.Mecazen baktığımızda Kuran okuyan dilimiz gibi oruçta da bedenimiz gün boyunca kendi haliyle Kuran okur, her azamız kendi diliyle ve haliyle Kuran tilavet eder; kendi doğasında gizli özellikleri ile zikir, şükür ve ibadetini yerine getirir.
Birçok açıdan zengin, kapsamlı bir ferdi ibadet olan orucun toplumsal boyutları da vardır. Bir kere aynı iradi kısıtlamaları yaşayan toplum adeta cemaatle namaz kılıyor gibi bir atmosferi yaşar ve yaşatır. Oruç ibadetinde paylaşılan meşakkatler ve nimetler genel olarak toplumun mahiyetini ve niteliğini etkiler, olumlu yönde değiştirir. Bütün bir toplum esaslı bir dinginlik, şükür, sabır, olağan bir vecd haline bürünür. Bunu oruç ayı içindeki toplumsal faydaları sağlayan tamamlayıcı ibadetlerden bağımsız olarak ifade ediyorum.
Oruç ibadetinin diğer ibadetlere nazaran bir güçlü yönü sadece oruçluyu değil, içinde yaşanılan zamanı, hep alışageldiğimiz ihtiyaçlarımızı şekillendirmesidir. Mesela Ramazanda zaman algımız ve çizelgemiz ciddi değişir. Sahurda belli ölçüde yemek, gün boyu aç kalmak bizim hem zaman hem de beslenme rutinimizi değiştirir. Zaman bize değil, biz zamana hakim olma yoluna gireriz. Yeme içme gibi maddi ihtiyaçlarımızı mutlak değil izafi bir mahiyette konumlandırırız.
İslam alimleri beden ve ruh arasında bazen makusen mütenasip (Ters orantılı) bazen de mebsuten mütenasip (Doğru orantılı) bir ilişki olduğunu belirtirler. Mesela ruhun güzelliğinin dışa vurumu, dışarıya aksetmesi mebsuten mütenasip bir ilişkiye örnek verilebilir. Bu yüzden iyi ahlak sahibi insanların ruh ve beden güzellikleri için “Sireti suretine yansımış” deriz.
Bunun aksi de mümkündür, vâkidir. Bunlardan birinin diğerinin faydasına zayıflaması ise makusen mütenasip ilişkinin tam örneğidir. İşte Ramazan ayında yaşadığımız tam da bu değil midir? Oruç nedeniyle canlılara ait hayvani isteklerimizin önüne sedler çekilince insana ait güzellikler sökün ederlerler. Bir seviye üzerinde ise insani hırslarımız, arzularımız, kötü tutumlarımız engellendikleri ölçüde de meleklere mahsus bir saflık ve duruluk ruhumuza ve varlığımıza nakşolur, kurulur.
Letafet, zerafet, ihlas, samimiyet, vecd haddeden geçer, zirveye çıkar. Ramazan ayının ferdi olduğu kadar toplumsal yansımaları ve hakikati de fevkalade değerlidir. Bu ayda Allah’ın (cc) kudretli ve yaratmasının hikmetlerini adeta ta ruhumuzun gözleriyle görürüz, hissederiz. Zengin sofralarda tebellür eden zenginlik ile fakir sofralarına sinmiş fakirliği cömertlik, kadirbilirlik, anlayış, hissediş, duyuş, vb güzel değerlerle inşa edilen ortak varlıkta müşahade ederiz. Burada servetçe farklılığın hakiki sebebini ve hikmetini derin bir rıza duygusuyla his ve idrak ederiz.
İnsanları ve Toplumu Bütünleyen Oruç İbadeti
Oruç ibadeti insanları ve toplumu bütünleştirir, bireysel ve toplumsal planda vahdeti temin eder. Şöyle ki,
“Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve........
