Trump içerde bölünüyor dışarıda yalnızlaşıyor
Soykırımcı İsrail’in saldırganlığı ve tahrikleriyle başlayan İran’la savaşta 3. hafta, tüm şiddetiyle giderek sertleşerek devam ederken karşılıklı tehditler sürüyor.
Suikastları savaşın başından beri acımasız bir yöntem olarak kullanan soykırımcı İsrail, en son İran’ın en etkili isimlerinden Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani’nin yanı sıra İstihbarat Bakanı İsmail Hatib’i ve Besic Güçleri Komutanı Gulam Rıza’yı da öldürdü. İsrail ve ABD, ülkenin geniş kesimini bombalamayı sürdürürken İran da İsrail’e ve Körfez ülkelerindeki Amerikan üslerine füze ve İHA saldırılarıyla karşılık veriyor.
İsrail’in Lübnan’a yönelik başlattığı kara harekatıyla birlikte kapsamı giderek genişleyen savaş, bölgesel ve çok cepheli bir çatışmaya dönüşürken sivil kayıplar da artarak sürüyor.
İran’ın elindeki en kritik koz olan Hürmüz Boğazı’nda, İran saldırıları nedeniyle ciddi yığılma yaşanırken bunun dünya enerji piyasalarına yakıcı etkileri devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın boğazın güvenliğini sağlama ve mayın tehlikesine karşı önlem alma konusundaki, başta NATO ülkeleri olmak üzere diğer ülkelere yönelik çağrıları ve tehditleri cevapsız kalmış durumda.
NATO’dan ayrılma tehdidini bile gündeme getiren Trump’a verilen “Biz bu savaşta yer almak istemiyoruz” cevapları, Amerika’nın hem yalnızlığının hem de öngörüsüzlüğünün en açık göstergesi oldu.
İran’ın Körfez ülkelerine saldırmasıyla şok olduğunu söyleyen Trump’ın, İran’ın Hürmüz hamlesine karşı hazırsızlığı da İsrail’in etkisiyle nasıl belirsizliklerle dolu bir savaşa sürüklendiğini ortaya koyuyor.
Sürekli değişen, çelişkili ve tutarsız mesajlar veren Trump, sadece dış dünyaya karşı değil, kendi tabanında da giderek büyüyen çatlaklarla karşı karşıya. Washington’u Sarsan İstifa
ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi (NCTC) Direktörü Joe Kent’in istifa etmesi, Washington koridorlarında ve Trump’ın “America First” (Önce Amerika) olarak bilinen sadık tabanında deprem etkisi oluşturdu.
İstihbarat topluluğu (IC) ile Beyaz Saray arasındaki güven bağının koptuğuna işaret eden bu istifa, NCTC gibi kritik bir kurumun başındaki ismin “yanıltıldık” demesiyle savaşın hukuki ve etik zeminini sarsıyor.
Kent’in istifası sadece bir bürokratın ayrılışı değil, Trump yönetiminin dış politika vizyonundaki derin ideolojik çatlağın dışavurumudur.
Çünkü Kent, Trump hareketinin sıradan bir ismi değil. Kendisi eski yeşil bereli, CIA görevlisi ve 2019’da Suriye’de DEAŞ saldırısında hayatını kaybeden Shannon Kent’in eşi olarak “Altın Yıldız” ailesi mensubu.
“Sonsuz savaşları durdurma” vaadinin en güçlü savunucularından biri olan Kent’in ayrılışı, Trump’ın dış politikasının İsrail tarafından rehin alınmasına en güçlü tepki anlamına geliyor.
Saldırgan İsrail’in peşine takılarak İran’la savaşa giren Trump, kendi söyleminin tam tersini yapan ve girdiği bataklıktan çıkamayan bir lider görüntüsü veriyor.
Üst düzey terörle mücadele yöneticisinin “İran yakın bir tehdit değildi” diyerek istifa etmesi, savaşın meşruiyetini doğrudan hedef alıyor.
Kent, “Başkan Trump, İsrail istihbaratı ve İran tehdidinin mahiyetini çarpıtan koordineli bir nüfuz operasyonuyla esasen bu savaşın içine çekilmiş (kandırılmış) durumdadır” sözleriyle tabandaki izolasyonist kanadın Amerikan askerinin başka ülkeler için feda edilmesi konusuna hassasiyetine vurgu yaptı.
Kent’in istifası yalnızca bir görevden çekilme değil; Amerikan güvenlik bürokrasisinin kalbinden yükselen bir “itiraz çığlığı” ve yönetim içinden gelen açık bir savaş karşıtlığıdır.
Üstelik bu itiraz, sistemin dışından değil; savaş görmüş,........
