İran savaşı bize ne öğretiyor?
ABD-İsrail ittifakının İran’a düzenlediği saldırılar ve Devrim Muhafızları’nın misillemeleri siyasi, askeri ve sosyolojik açıdan birçok önemli çıkarımlarda bulunmamıza neden oldu.
CASUS BELLİ KAVRAMI GENİŞLEDİ
Öncelikle siyaseten bir kez daha uluslararası ilişkiler derslerinde öğretilen “casus belli” yani savaş nedeni ilkesinin ne kadar esnetilebilir ve daha güçlü ülkelerin faydalarına yönelik şekillendirilebildiğini gördük. Her ne kadar uluslararası hukuka aykırı, savaş eylemi yanlış, bombardıman olmamalı sözlerini söylesek bile, bunlar oldu.
Daha önce Irak’ta oldu. Afganistan’da oldu, Vietnam’da oldu...
Savaşı başlatan aktör değişebilir. Önemli olan bu aktörlerin gerekçeleri kendi siyasetlerine göre belirleyebilmeleri ve dünyadan caydırıcı bir tepki görmemeleridir.
İsrail’in, Filistin’i, Lübnan’ı, Suriye’yi, Irak’ı, Yemen’i ve son olarak İran’ı bombalamasının arkasında yatan nedenlerden biri budur. Küresel caydırıcılığın olmaması.
Çin ve Rusya, İran’ın müttefikleri olmasına rağmen gerek çatışmanın daha fazla büyümemesi gerekse kendi avantajlarını yakalamaları bu savaşa müdahil olmamalarına neden oldu. İran’ın yönetim kadrosunda olsaydım, bundan muhakkak rahatsızlık duyardım. Tıpkı Venezuela Devlet Başkanı........
