Zihinsel işgal ve istila
Bir milletin zihinsel işgali, o toplumun fertlerinin kendi dinine, diline, tarihine, coğrafyasına ve inanç değerlerine yabancı bir gücün tesiriyle sırt çevirmesiyle başlar
Bu süreç, toplumun zihnine yerleştirilen algı operasyonlarıyla; değişim, dönüşüm yahut adına “devrim” denilen yozlaşma ve yabancılaşma hareketleriyle şekillenir. Ardından, zihinlerde oluşturulan yanlış bilgilerin sorgulanması yahut reddedilmesiyle derinleşir.
Zihinsel işgal çoğu kez devlet eliyle dayatılan bir yaşam tarzı ve düşünce biçimiyle hayata hâkim kılınır. Bu, yalnızca fiziksel bir baskı değil; sınırları aşan psikolojik ve kültürel bir zorbalık sürecidir.
Toplum üzerindeki etkileri kuşaktan kuşağa ağırlaşarak belirginleşir. Halkın iradesi dışında gelişen bu baskılar, milletin bağrında ahlaki, kültürel ve sosyal yaralar açar. Millet yapan değerler yara aldıkça toplum özünden uzaklaşır; yozlaştıkça yabancılaşır, yabancılaştıkça düşmanlarının kuklası hâline gelir.
Özgüvenini yitiren bir toplum, köklerinden ve değerlerinden........
