menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Görmenin edep ve bilgi düzeni

36 0
21.09.2026

Minyatürdeki gerçekçilik, görünüşe benzerlikten önce hakikate sadakattir. Bir sarayın içini ve dışını aynı yüzeyde göstermek retinal bakış bakımından “gerçek dışı”, yapının ve hadisenin bütününü bildirmek bakımından ise daha gerçek olabilir. Bir kişinin farklı zamanlardaki hâllerini aynı kompozisyonda buluşturmak tek anın optiğine uymaz; fakat hikâyenin zamanını tek bakışta kavranır kılar. Minyatür, gerçeği gözün gördüğüne indirgemediği için hakikatin başka cihetlerini görünür kılabilir.

Bu ayrım, İslâm kültürünü basitçe bir “işitme toplumu”, Batı’yı da yalnız bir “görme toplumu” diye sınıflandırmayı gerektirmez. Kur’ân işitmeye ve itaate çağırdığı kadar (Bakara, 2/285) görmeye, nazara ve ibrete de çağırır. Fakat görmeyi kendi başına bırakmaz; gözü kısmayı, bakışı haramdan çevirmeyi ve görünen ayetlerden görünmeyen manaya geçmeyi öğretir. Dolayısıyla fark, görmeye değer verip vermemekte değil, görmenin hangi edep ve bilgi düzenine bağlandığındadır.

Gerçekçilik meselesinin edebiyatımızdaki serencamı da aynı kültürel dönüşümü gösterir. Elifbadan alfabeye geçiş yalnız harflerin değişmesi değildir; hakikat, hakikiyyun ve şe’niyet gibi terimlerle taşınan anlam çevresinin de zamanla daraltılmasıdır.

Örneğin Nâbizâde Nâzım’ın 1890’da “hakikiyyun mesleğinde” bir eser olarak sunduğu Karabibik, daha sonra realist, hatta natüralist edebiyatımızın ilk örneklerinden biri sayılmıştır. Burada küçük fakat önemli bir hususa dikkat çekelim: “Haki-kiyyun”un “gerçekçilik” diye karşılanması, yalnız bir terim........

© Haber Vakti