Bir Saatlik Eğlence İçin 80 Bin Lira
Bugün size sadece bir konserden değil, bir samimiyet iflasından bahsedeceğim.
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’un orta yerinde, Tersane İstanbul’un o tarihî atmosferinde bir tiyatro oynandı. Başrolde 35 yaşında, Amerika’nın Teksas eyaletinden kopup gelmiş, asıl adı Jacques Bermon Webster olan ama tüm dünyanın Travis Scott diye tanıdığı bir rapçi vardı. Adam binlerce kilometre öteden gelmiş, cebini doldurup gitmenin derdinde. Modern zamanların bir ikonu gibi pazarlanan bu isim, Boğaz’ın kıyısında binlerce kişiye aslında kocaman bir hiçlik sattı.
Ben ilk başta bu konserdeki 80 bin liralık bilet fiyatlarını gazetelerde ve sosyal medyada görünce inanmak istemedim. "Yahu yok artık, bu kadar da değildir, abartıyorlardır" dedim. Kulaklarıma inanamadım. Bu sefer oturdum, kendim bizzat araştırdım. Hakikaten de doğruymuş. Şaka değilmiş. İnsanlar o localara, o biletlere 80 bin lirayı gözünü kırpmadan verip sıraya girmişler. İşte asıl hikâye o sahnede değil, sahnenin önünde bu devasa parayı bir gecede havaya savuran o meşhur 2.500 kişilik "elit" tayfadaydı.
Bakın kardeşlerim, 80 bin lira diyorum. Bu ülkede bir asgari ücretli, çoluğunun çocuğunun rızkını biriktirse, yemese içmese, bir sene boyunca o parayı denkleştiremez. Ama bizim bu "tuzu kurular", 35 yaşındaki bir adamın yirmi dakikalık gürültüsünü dinlemek için o parayı bir çırpıda feda ettiler.
Buraya kadar herkesin kendi parası, kendi zevki diyebilirsiniz. Neticede kimse kimsenin cebindeki paranın bekçisi değil. Ancak işin rengi güneş doğunca, o locaların ışıkları sönünce........
