Kutuplaşmanın gölgesinde Türkiye
Türkiye son yıllarda yalnızca bir siyasi rekabet dönemi yaşamıyor; aynı zamanda derin bir siyasi kültür dönüşümü yaşıyor. Bu dönüşümün en dikkat çekici tarafı ise paradoksal bir durumdur: Siyaset giderek daha pragmatik hale gelirken toplum giderek daha ideolojik hale geliyor.
Bu durum yalnızca Türkiye’ye özgü bir çelişki değildir; fakat Türkiye’de çok daha keskin hissedilmektedir.
Çünkü Türkiye’de siyaset çoğu zaman yalnızca politika üretme alanı değil, aynı zamanda kimliklerin, aidiyetlerin ve tarihsel hafızaların çatışma sahasıdır.
Bugün Türkiye’de tartışılan birçok mesele, örneğin Ekrem İmamoğlu etrafında yürüyen tartışmalar, çoğu zaman yalnızca bir hukuki dosya ya da yerel siyasi rekabet olarak ele alınıyor. Oysa bu tür tartışmalar aynı zamanda Türkiye’de siyasetin nasıl algılandığını ve toplumun siyasete nasıl bağlandığını da gösteriyor.
Çünkü Türkiye’de siyaset yalnızca seçim sandığında yapılan bir tercih değildir. Türkiye’de siyaset çoğu zaman gündelik hayatın dilidir.
AYNI ÜLKEDE İKİ FARKLI TÜRKİYE
Kahvehanelerde, evlerde, iş yerlerinde, hatta aile sofralarında konuşulan en temel konulardan biri siyasettir. Bu durum bir yönüyle demokratik bir canlılığa işaret eder. Toplumun siyasetle ilgilenmesi, kamu meselelerine duyarlı olması demokrasinin önemli göstergelerinden biridir.
Ancak burada ince bir çizgi vardır.
Toplumun siyasetle ilgilenmesi ile toplumun siyaset tarafından........
