Bir suikast üç kayıp
Uğur Mumcu’nun Ankara’da aracına yerleştirilen bombayla katledildiği gün, yalnızca bir gazeteci susturulmadı. O gün, Türkiye’nin yönü, enerjisi ve jeopolitik hamleleri de hedef alındı.
O günün perde arkasına dikkatle bakıldığında, tesadüflerle açıklanamayacak bir zamanlama karşımıza çıkar.
Ankara’da bir suikast gerçekleşirken, aynı saatlerde Esenboğa Havalimanı’nda iki ayrı uçak dikkat çekiyordu:
Biri İran’dan gelen kalabalık bir heyeti taşıyordu.
Diğeri ise iddialara göre yabancı bir operasyon timinin giriş-çıkışıyla ilişkilendiriliyordu.
İran heyetinin geliş amacı sıradan değildi.
Masada, Türkmen doğalgazının İran üzerinden Türkiye’ye, oradan da Batı’ya ulaştırılmasını içeren milyarlarca dolarlık stratejik bir enerji hattı vardı.
Bu proje ne anlama geliyordu?
Türkiye’nin bir enerji koridoru hâline gelmesi…
Bölgesel güç dengesinde söz sahibi olması…
Ekonomik bağımsızlığını güçlendirmesi…
Ancak suikasttan hemen sonra oluşan kriz ortamı, “güvenlik” gerekçesiyle bu temasların askıya alınmasına yol açtı. İran heyeti geri gönderildi. Proje rafa kalktı.
Ve........
