Kitaplarınıza sahip çıkın!
Peyami Safa'nın 1935 yılında Tan Gazetesi'nde yazdığı "Kaldırımda kitap" başlıklı köşe yazısında "Türkiye'de kitap kadar hakarete uğrayan hiçbir mal yoktur" sözü beni daima derin düşüncelere sevk etmiştir. Her ne kadar kütüphaneli bir evde büyüdüğüm için kendimi şanslı görsem de milletimizin kitaplara verdiği önem iyi bir seviyede değil. Bu yüzden kütüphanesiz evler gördüğüm zaman içim sızlıyor. Günümüzde kitaplar, dergiler, gazeteler ve diğer bütün basılı belgeler maalesef dekoratif bir eşya olarak görülüyor.
İnsanların kitaplara dair geçmişten gelen korku ve endişeleri olabilir. Mesela Türkiye'de askeri darbelerden sonra kitaplar "örgütsel döküman" denilerek toplatıldı, yazarlar tutuklandı ve yayınevleri kapatıldı. Evinde kitap bulunduranlar bile tutuklanarak idam edildi. Tarihte de buna benzer örnekler var. 1258 yılında Cengiz Han'ın torunu Hülagü Han, Bağdat'ı işgal ettiğinde yüzbinlerce insanı kitaplarla birlikte katletti. 1492 yılında Endülüs Emevî Devleti yıkılınca Katolikler Müslümanlara ait bütün kitapları toplatıp Gırnata Meydanı'nda yaktı.
Sultan Abdülhamid Han'ın Yıldız Sarayı'nda 33 yıl boyunca büyük emek vererek oluşturduğu muhteşem kütüphanesindeki kıymetli eserlerin önce 31 Mart Vakası'nda, sonra da 28 Şubat sürecinde yağma edildiğini ve çöpe atıldığını biliyor muydunuz? Hatta Sultan Abdülhamid Han tahttan indirildikten sonra bütün istihbarat raporları imha edildi. 1931 yılında Osmanlı arşivlerindeki on binlerce belge vagonlarla Bulgaristan'a gönderildi. 1964 yılında devletin bir başka arşivinde bulunan altı kamyon dolusu evrak ve tezhipli fermanlar kiloyla satıldı.
Bunca olumsuzluğa rağmen yıllar sonra Osmanlı arşivlerine ait kıymetli eserler dünyanın birçok yerinden toplanarak Türkiye'de koruma altına alındı. Sultan........
