Türkiye ve İsrail; Dost mu düşman mı?
Bu “abartılı koruma” ötekiler nezdinde size itibar kazandırsa da kendi halkınızın nazarında bu itibarı sağlamıyor, hatta aleyhinize oluyor. Korkarım NATO’ya yaranayım derken kendi ülkenizdeki tabanınızın beklentilerinden uzaklaşmış oluyorsunuz bu hal ve hareketlerinizle. Bu tedirginliği Hafız İçişleri Bakanı’nın Şam’da Kur’an-ı Kerim okuması gidermiyor.
Bakın, bu NATO zirvesinde, ABD, İngiltere ve AB ülkeleri Rusya’ya karşı Türkiye’yi cepheye sürmek için ikna çabaları ana konu olacak. Çanakkale Savaşı nasıl Alman Braslav ve Goben gemileri ile oynanan bir oyun sonucu o iki geminin isimleri Yavuz ve Midilli’ye çevirilip, Alman askerlerinin şapkaları atıp, fes giyerek gidip Rusya limanlarını vurmaları ile savaş başladı ise ve sonuçta “Çanakkale geçilmekle kalmayıp, koskoca bir imparatorluk yıkılıp, geriye sadece bugünkü Anadolu’ya sıkıştırıldı isek”, eğer yine, dün İttihat ve Terakki üzerinden oynanan benzer bir oyunla, bugün AK Parti üzerinden tezgahlanan oyunla Türkiye, Ukrayna bahanesi ile Rusya’ya karşı savaşa sokulursa, Anadolu’nun da parçalanması hesabları yapılabilir. Türkiye NATO ile birlikte Rusya’ya saldırırsa, bakarsınız Rusya da İstanbul Boğazı’nın Karadeniz’e açılan köşesinde kurulmakta olan NATO Deniz Kolordu karargahına saldırması sürpriz olmayacaktır. Çanakkale Savaşı’nın başlamasına yol açan saldırının ardından ne olduğunu hatırlayın. Domuzcukların Küba’ya karşı ABD’nin Domuzlar Körfezi çıkartmasına karşılık Sinop’taki ABD üssüne yönelik muhtemel saldırıdan bir şekilde yakamızı kurtardık ama, bu sefer daha zor bir durumla karşı karşıyayız.
Trump’ın iltifatlarını kanmayın. NATO GenSek’in iltifatlarına da.. Alavere-dalavere Türk askeri Trakya’da Rusya’ya karşı savaşa sokulmasın. O savaş orada kalmaz.. Tüm Karadeniz ve Kafkaslar Rusya’nın Türkiye’deki NATO ülkelerine karşı bir askeri tehdid için zemin oluşturacağını unutmayalım.. Şaka değil, bu tantanalı zirvenin ardında, Cumhuriyet tarihinin en büyük askeri operasyonu ile ilgili bir pazarlık söz konusu. NATO’nun kurucu babaları ve derin NATO Türkiye’yi bu konuda ikna etmek bugünlerde buradalar.
Türkiye’yi ya da İsrail’i kuruluşunda ve bugüne gelirken kim destekleyip yönledirmeye çalışıyordu.? Avrupa, Rusya, Almanlar... Bu senaryoyu İngilizler yazdı, İsviçre Basel’de bir ideolojiye dönüştürüldü ve Almanlar üzerinden süreç başlatıldı. Alanda İngilizler ve Fransızlar vardı. Daha sonra ABD sürece müdahil oldu.
FKÖ aslında bir taşeron örgüttü; Müslümanları bölgeden uzak tutmak için... Sağ da sol da sızmalarla Siyonistler tarafından kontrol edilmeye çalışılıyordu. PKK, DHKP-C, Nasır, Baas, Suriye, Esed rejimi, Irak’ta Saddam... Lübnan, Ürdün, bölgedeki diğer devletlerin sınır, rejim ve iktidar yapıları bu küresel çetenin işi değil mi? Bütün bunlar dün olduğu gibi bugün de müttefiklerimizin bilgisi dahilinde olmuyor mu? Ve peki, bunlar olurken biz nerede duruyoruz?
Korkulu rüya değil, önleyici vuruş için bir algı oluşturmak, saldırı için kendi kamuoyunun şuuraltını hazırlamak, bir korkuyu kanaate dönüştürmek, örtülü bir tehdit... Kademeli, zaman ayarlı bir roket gibi fırlatılan bir söz konusu. ABD’yi kışkırtıyor, NATO’yu yardıma çağırıyor. “Biz sizin ileri karakolunuzuz, tarassut kuleniziz, kutsalınızın bekçisiyiz; bize mecbursunuz” diyor bir bakıma. Dış düşman, potansiyel tehdit, askeri risk ve buna karşı “uyanık ve hazır olma” çağrısı yapıyor sanki. ABD’nin 250. yılı, NATO’nin ve AB’nin geleceğinin tartışıldığı bir........
