Oltayı yutmuş balık gibiyiz!
İslam dünyası olarak halimize bakar mısınız, bilgisayarımız onların. Bilgisayarımızdaki yazılımların, işletim sistemi, Securty’si onların. Sosyal Media onların, Mail Server onların, onları ürettikleri telefonu kullanıyoruz, onların ürettikleri araçlara sahip, onların ürettiği uçaklarla seyahat ediyoruz. İlaçlarımız, gıdalarımız, kullandığımız birçok şeyin ya teknolojisi ya da hammaddesi onlara ait. Yediğimiz içtiğimiz şeylerin çoğu onların. “İsrail’den tohum ithal etmiyoruz” diyorlar ama artık İsrail Türkiye’de satılan hibrit tohumları Türkiye’de üretiyor, “yerli ve milli” olarak! Hele ilaç konusuna gelirsek halimiz daha da yürekler acısı. Zaten bitkisel ilaç kavramına bile izin vermiyorlar. O konuda tamamen dışa bağımlıyız. FDI’ın onayı dışında bir şeyi kabul etmiyoruz! Unutmayalım ki, İlaç ve Gıda mafyası dünyanın en büyük mafyalarındandır.
Gazze, Lübnan, İran derken gizli gerçek bütün yönleri ortaya çıktı! Şimdi kendi kendimize “Biz nerede yanlış yaptık” diye sormalıyız. Sahi “Fe eyne tezhebun/ Biz böyle nereye gidiyoruz” ve ne zaman uyanacağız bu derin uykudan. Tarihle övünmenin ve dövünmenin kimseye bir faydası yok. Ham hayallerle süslenmiş bir gelecek tasavvuru da bir teselli kaynağı olamaz.
Evet evet, Hak ararken bile onların kavramları ve kurumları ile kendimizi savunmaya çalışıyoruz. Çünkü tercüme yasalar bize bunu dayatıyor. Tercüme yasalar, tercüme sözleşmelerle elimiz ayağımız bağlanmış.
AB üyesi değiliz ama, AİHM bizim yargımızı denetliyor, kendi hükümetimizi onlara şikâyet etmek zorunda kalıyoruz. Ramazan’da bile iftar sofralarından Cola eksik olmuyor. Kredi kartlarımızda onların mührü var. Onların modasını takip ediyoruz, onların filmlerini izliyor, müziklerini dinliyoruz. Çevrenize bakın, tabelalarda onların imzasını göreceksiniz.
Biz bağımsız bir ülkede özgür bir halkız değil mi? Ha ha haaaa!
Geçen gün Black Rock ve WEF başkanı Fink geldi, fink attı gitti. Meğerse bizden ne kadar çok şirket bunlarla fink atıyormuş. Gıdadan bankacılığa, savunmadan, GSM şirketine birçok büyük şirket bunlarla ortak. Hani Kahrolsun Globalistler, “Kahrolsun Kapitalizm” diyorsunuz ya, bu adam hem baş Globalist, hem de baş Kapitalist. Yönettikleri fon birçok devletin bütçesi ile kıyaslanamayacak kadar büyük. Bakalım bundan sonra ne olacak. Şimdiden Boğaza NATO deniz üssü için bir karargâh kuruluyor.
“Şimdi döğün Sakarya, dövünme vakti şu an / Kehkeşanlara kaçmış, eski güneşleri an”
Şimdi anladık mı Türkiye neden böyle, İslam dünyası neden böyle. Biz Trump gibi, Netanyahu gibi şarlatanların kanlı oyunları ile oyalanırken, fırtınaların çalkaladığı okyanusların derinliklerinde, hiç hareket etmez gibi görünen, ışık da geçirmeyen adeta derin bir sessizlik var. Birçok şey bu derin karanlık dünyada kotarılıyor.
Nitekim “oltayı yutan balık yem........
