Biz Rothschild, Rockefeller derken...
Bunlar yılanın kuyruğu. Bunları gözümüze çok yaklaştırınca arkasındaki ormanı kaybediyoruz. Bunların da önünde BM, NATO, FED, LIBOR, CIA, FBI, MI6 vd. say say bitmez; DSÖ, WEF, FDI, BlackRock benzeri yapılar, Vatikan var mesela. Asıl güç sahnenin arkasında. Onlar görünmemeyi seçiyor. Peki, "Onların arkasında kim var?" derseniz; o şeytandır ve dünyada şeytanın (L.A.) dokunmadığı, kapısını çalmadığı insan ve cin yoktur. Şeytanın akıl sahibi, yaşayan herkesin nefsinde bir şubesi vardır. Ona "ene" denir. Maalesef herkes kendi "ene"sini kutsar. Şeytan kıyamete kadar başımızın belası. Onu da Allah (C.C.) yarattı ve ona kıyamete kadar da mühlet verdi.
Şeytanı görmüyorsanız ötekilerin bir değeri ve anlamı yoktur. Şeytanı gördüğümüzde, onun kendi içimizdeki yapıp ettiklerini görmeden ötekileri görmenin de faydası yok. Çünkü onların bazıları artık bizim zihniyet ikizlerimizdir. İşlerimiz ve sözlerimiz onların işlerine ve sözlerine benzer. Onlarla zihniyet olarak benzeşmeye başlarız.
Şeytanın geçmişi insanın geçmişi kadar eskidir. Bu iş Orsini, Massimo, Farnese, Aldobrandini, Colonna, Borghese, Chigi, Pallavicini, Ruspoli, Odescalchi, Boncompagni-Ludovisi, Sacchetti aileleri ile başlamaz. "MÖ şu tarih" demenin de anlamı yok. İns ve cinin olduğu her yerde, her zaman bunlar var oldular. Kur'an-ı Kerim'de bize hem resullerden, nebilerden mesajlar verildi hem de bunlara karşı savaşanlar üzerinden uyarılar yapıldı. Tarih, bir bakıma peygamberler ve peygamberlere karşı savaşan krallar tarihidir. Bu konuda Bakara Suresi'nde birçok uyarı vardır.
Her devrin Firavun'u, her devrin Nemrut'u, Belam'ı, Karun'u, Ebu Cehil'i, Ebu Leheb'i vardır. Yine onların da arkasında aynı şeytan vardır. Hak-batıl savaşı dün de vardı, bugün de var, yarın da devam edecek. Bu durum doğuda-batıda, kuzeyde, güneyde her yerde var. Bunlardan eskiden güçlü olup soyu tükenenler de var; mesela Savelli, Caetani, Conti gibi. Hâlâ soylarını sürdürenler de var. Özellikle Batı'da sömürgeciliğin tarihi, bu ailelerin tarihi gibidir.
Habsburg Avusturya-İspanya imparatorlukları, yüzyıllarca Avrupa'ya hâkim oldular. Bourbonlar Fransa ve İspanya'da güç ve iktidar sahibi idiler. Savoy İtalya'da, Windsor İngiltere'de, Oldenburg Danimarka'da etkindi. Medici, Farnese gibi bazı aileler Rönesans Dönemi'nde bankacılıkta öne geçen soylu ailelerdi. Roma Kara Asaleti (Black Nobility) aileleri olarak Massimo, Colonna, Orsini, Borghese gibi ailelerden söz edilir.
Louis Massignon diyor ki: "Bunların bilimleri, sanatları, felsefeleri, teknolojileri, servetleri, her şeyleri hırsızlıktır." Bunu birçok Batılı düşünür de itiraf eder. Onların zenginliği, dünyanın yoksullarının yoksullukları kadar büyüktür. "Onların her şeylerini tahrip ettik. Felsefeleri, dinleri mahvoldu. Artık hiçbir şeye inanmıyorlar. Derin bir boşluğa düştüler. Anarşi veya intihar için uygun bir hâle geldiler." Jean-Paul Sartre, "Bizim istismarcılar olduğumuzu biliyorsunuz. Bizim, önce altın ve madenlere el attığımızı, sonra da yeni kıtaların petrolünü eski ülkelere taşıdığımızı biliyorsunuz. Bunun debdebeli sonuçlarına şahit olarak saraylarımız, katedrallerimiz ve büyük sanayi şehirlerimiz yeter." diyor. Marcel Pernot, "Kalküta'dan bakınca, etrafta pislik yığınları arasında, nasıl çalışabildiğine hayret edeceğiniz fakir, yoksul, pis insanlar göreceksiniz. Bunlar Batı uygarlığının, refah ve mutluluğunun........
