SIK DEĞİŞEN MEVZUAT VE ÖNGÖRÜLEBİLİRLİĞİN SINIRLI OLMASI
Günümüz ekonomilerinde rekabet gücü yalnızca üretim kapasitesi, sermaye birikimi ya da iş gücü maliyetleriyle açıklanmıyor. Kurumsal istikrar, hukuk güvenliği ve öngörülebilirlik artık en az diğer faktörler kadar belirleyici hale gelmiş durumda. Bu çerçevede özellikle sık değişen mevzuat yapısı ve bunun yarattığı öngörülebilirlik sorunu hem yerli hem de yabancı yatırımcıların karar alma süreçlerini doğrudan etkileyen kritik bir alan olarak öne çıkıyor.
Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerde ise bu konu daha da hassas bir nitelik taşıyor. Çünkü yatırımcı yalnızca bugünü değil, 5 yıl, 10 yıl sonrasını da hesaplamak zorunda. Ancak mevzuatın sık değiştiği, kuralların kısa vadeli politik önceliklerle yeniden şekillendiği bir ortamda bu hesaplamalar giderek zorlaşıyor.
MEVZUAT DEĞİŞİKLİKLERİNİN HIZI VE ETKİ ALANI
Son yıllarda birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de ekonomik düzenlemelerde hızlı bir değişim döngüsü dikkat çekiyor. Vergi düzenlemeleri, teşvik sistemleri, sosyal güvenlik primleri, sektörel regülasyonlar ve idari yükümlülükler sık aralıklarla güncelleniyor. Bu güncellemelerin bir kısmı ekonomik koşulların gereği olarak kaçınılmaz olsa da değişim hızının yüksekliği sistemin öngörülebilirliğini zayıflatıyor.
Bir yatırımcı açısından en temel beklenti, oyun kurallarının yatırım süresi boyunca büyük ölçüde sabit kalmasıdır. Ancak sık değişen mevzuat, bu beklentiyi zedeliyor. Bugün geçerli olan bir vergi avantajının yarın kaldırılması ya da bir sektör için sağlanan teşvikin kısa sürede değiştirilmesi, yatırım kararlarını doğrudan etkiliyor.
Bu durum sadece büyük ölçekli yatırımlar için değil, küçük ve orta ölçekli işletmeler için de geçerli. Hatta KOBİ’ler, sınırlı finansal tamponları nedeniyle bu tür değişimlerden çok daha hızlı etkileniyor.
ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK SORUNU VE EKONOMİK MALİYET
Öngörülebilirlik, ekonomik sistemin görünmeyen ama en kritik bileşenlerinden biridir. Bir ekonomide kurallar ne kadar net ve istikrarlıysa, yatırım iştahı da o kadar güçlü olur. Aksi durumda belirsizlik, risk primini artırır.
Risk priminin artması ise doğrudan maliyetlere yansır. Sermaye daha pahalı hale gelir, kredi faizleri yükselir, yatırım kararları ertelenir. Yani........
