KUYRUK VE KÖPEKLERİN PROTESTOSU
1949’lu yıllar. Memlekette kuduz salgını var. İstanbul Belediyesi bir karar alır:
“Bir köpek kuyruğu getirene 30 Kuruş ödenecek”
İki amacı vardı bu kararın; birincisi şehir içinde başı boş dolaşan köpeklerin öldürülmesini kolaylaştırmak, ikincisi de köpek öldürme işini tasarlayanları iştahlandırmak…
Ancak zamanla bu işin sıkıntıları anlaşıldı.
Özellikle ara sokaklarda kuyruksuz köpekler çoğaldı.
Bu olayı “Vahşetin Tarihi” konularına terk edip, sadece “kuyruk” konusuna gelelim.
Kuyruk, insanlaşmanın tarihinde çok değerli bir konudur. Hele – insanlık hatası olarak kuyruksuz doğanlar için - siyasete bulanmış kuyruğun tadına doyum olmaz.
Zaman zaman görüyorsunuz, sistemin kuyruğuna yapışınca insanın vıcuk vıcık nasıl yağa dönüştüğünü…
Kapılanmak ile kuyruk olmayı birbirine karıştırmamak gerek:
Kapılanmak amaç; kuyruk olmak ise yöntemdir.
Yani kuyruk olmanın amacı bir kişi, sistem ya da kuruma kapılanmaktır.
Kuyruk olmak biraz da yetenek işidir. Yılanın kuyruğu olmak var bir de aslanın kuyruğu…
Artık hangisini tercih ettiğiniz anlayışınız ile paraleldir.
Kuyruk olmak çoğu zaman risktir.
Mesela tilki kuyruğu olunca kaderiniz sosyete bir kadının boynunda süs olmak…
Nitekim görüyoruz. Özellikle parasını ailesinden saklayan yaşlı zenginlerin, hafif bir kadına kuyruk........
