Mutluluk Uzakta Değil
20 Mart, Dünya Mutluluk Günü olarak takvimde yerini alıyor. 2012 yılında Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen bu gün, tesadüfen seçilmiş bir tarih değil. 193 ülkenin tamamının oyuyla kabul edilen bu karar, mutluluğun da en az ekonomi, sağlık ve güvenlik kadar önemli olduğunu hatırlatmak için alındı.
Ama mutluluk, büyük kelimelerle anlatılan bir şey değil aslında. Çoğu zaman küçük anların içinde saklı. Bir fincan çayda, bir selamda, bir gülümsemede. Dünya Mutluluk Günü’nün amacı da tam olarak bu. İnsanların yılda bir gün de olsa durup düşünmesi. “Beni ne mutlu ediyor?” sorusunu kendine sorması.
Günlük hayat çok hızlı. Herkes bir yerlere yetişiyor. Hep daha fazlası isteniyor. Daha çok kazanmak, daha iyi olmak, daha ileride durmak. Bu koşuşturma içinde mutluluk çoğu zaman erteleniyor. “Sonra mutlu olurum” deniliyor. Ama o “sonra” bir türlü gelmiyor.
Oysa mutluluk büyük hedeflerin sonunda değil sadece. Bazen sabah güneşinde. Bazen sağlıklı bir günde. Bazen sevdiklerinin sesini duymakta. Dünya Mutluluk Günü, bu küçük ama değerli anları fark etmeyi hatırlatıyor.
Birleşmiş Milletler’in bu günü ilan ederken hedeflediği şey de buydu. İnsanların bir araya gelmesi. Şölenlerle, buluşmalarla, paylaşımlarla mutluluğu konuşması. Kendilerini iyi hissettiren küçük şeyleri hatırlaması. Çünkü mutluluk paylaşıldıkça çoğalıyor.
Mutluluk herkes için aynı değil. Kimi için kalabalık, kimi için sessizlik. Kimi için başarı, kimi için huzur. Bu yüzden mutluluğun tek bir tanımı yok. Ama ortak bir yanı var. Fark edildiğinde değerli olması.
20 Mart, “hep mutlu ol” demiyor kimseye. Hayat zaten buna izin vermez. Ama “mutlu olduğun anları kaçırma” diyor. Küçük sevinçleri küçümseme diyor. Kendine iyi gelen şeyleri erteleme diyor.
Belki bugün bir durmak yeter. Bir nefes almak. Sahip olduklarını fark etmek. Mutluluğun bazen çok yakında olduğunu görmek. Dünya Mutluluk Günü’nün asıl hatırlattığı şey de bu. Mutluluk uzak bir hedef değil. Çoğu zaman tam da olduğumuz yerde.
