İRAN’A SAVAŞIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
İran ile ABD arasında yıllardan beri devam eden soğuk savaş, sonunda sıcak savaşa evrildi.İran’ın Amerika’yı büyük şeytan olarak nitelendirmesi ve İsrail’e sınırsız destek vermesi konusunda hep hedefine koyduğu ABD, İran’ı nükleer silah bulundurmakla itham ediyor ve bunun üzerinden bir savaş sebebini her zaman taze ve diri tutmaya çalışıyordu.Son haftalarda karşılıklı tehditlerle yürütülen süreç, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik ortak operasyonunu getirdi.ABD Başkanı Trump, açıkça, aleni ve pervasızca İran’da rejim değişikliği hedeflendiğini belirterek; "İran'a büyük operasyon başlattık. İran rejimi tehdit oluşturuyordu. 47 yıllık İran rejimi 'ABD'lilere ölüm' sloganı atıyordu. Biz de bunun karşılığını verdik" dedi.Adamdaki mantığı görüyor musunuz? İran “ABD’lilere ölüm” diyormuş. Rejim kendileri için tehdit oluşturuyormuş ve bunu bir ihkak-ı hak görüp İran’a saldırmanın meşru sebebi görüyormuş… Sanki ABD dünyaya barış götüren, adaleti her yerde tesis eden ve bunu BM eliyle yapan bir adil bir devletmiş de İran kendisine iftaralar atıyormuş. Dünyanın dengesini bozan, özellikle kendi çıkarları için Ortadoğu’da olmadık planlar yapan, Asya ülkelerinin ve özellikle İslam ülkelerinin bir araya gelip güçlerini birleştirmemeleri için olmadık ve sinsi planları hayata geçiren ABD, tüm bu arsızlığına rağmen kendisini ak sütten çıkmış ak kaşık görüyor. Daha da ötesi Trump, kendisine Nobel dünya barış ödülü verilmesini bekliyor, verilmeyince de ciddi ciddi bozuluyor.Daha iki gün önce yörüngesi ve emri altındaki Pakistan yönetimini Afganistan’a saldırtan ve iki Müslüman ülkeden yüzlerce askerin ölmesine sebep olan ABD’nin, İran’ı ve onun rejimini tehdit unsuru olarak görüp füzelerle saldırması resmen eşkıyalıktır.Trump, bu eşkıyalıkla kalmıyor, İran’daki İslam Devrim Muhafızları, ordu mensupları ve polislere silah bırakma çağrısında bulunarak silah bırakanlara tam dokunulmazlık sözü verip direnenlerin ise "kesin ölümle yüzleşeceğini" tehdidinde bulunuyor. Ve tam da bu ortamda bir ses yükseliyor ABD’den… Sürgündeki İran Şahı'nın oğlu Rıza Pehlevi, İsrail'in İran'a saldırıları sonrasında İran halkına önemli bir çağrıda bulunarak; “Nihai zafere çok yakınız. İran'ı birlikte geri almak ve yeniden inşa etmek için en kısa sürede sizinle olmak istiyorum.” Diyor.Açıklamasıyla ABD’nin İran’a saldırılarını destekliyor ve sözde babası şah Pehlevi’nin intikamını almanın derdini ve davasını güdüyor.Aslında geçmişten bugüne iki ülke arasındaki tehditleşmeleri ve günün sonunda bunun büyük bir savaşa dönüşmesi çok sürpriz olmadı. Burada asıl düşünülmesi ve ders çıkartılması gereken konu, İslam ülkelerinin bu yaşananlara nasıl tepki vereceği.Daha doğrusu tepkiden de öte yarınlarda aynı akıbetin kendilerini beklediğini ve bugünden bu konuda neler yapılabileceğini gündemlerine alıp almayacakları.Geçmişte Irak, Mısır, Suriye ve birçok Afrika ülkesine hoyratça müdahale eden, demokrasi getirme vaadiyle bu ülkeleri iç çatışmalara mahkum edip kendi boyunduruğuna çekme operasyonları düzenleyen ABD’nin asıl amacının İsrail’in arzı- ı mev’ut hayalini hayata geçirmek olduğunu biliyoruz.Anadolu’nun büyük bir kısmını da içine alan vaat edilen topraklar üzerinde büyük Büyük İsrail devletinin kurulmasına yine kendi çıkarlarıyla örtüşüyor diye destsek veren ve buna her zaman teşne olan ABD’nin Ortadoğu aşkı ve iştahı İslam ülkelerinin aymazlığı devam ettiği sürece bitmeyecek.Bu gerçek değişmeyeceğine göre İslam ülkeleri şimdilik kendilerine karışmıyor ve bulaşmıyor diye ABD’nin kulu kölesi olmuş durumdalar.Bugün yalancı cennetlerde lüks ve şatafat içinde yaşayan her bir Arap ülkesi yöneticisinin ABD’ye uşaklığı devam etse de daha uysal köle bulmak adına günün birinde defteri dürülecektir.İşte bu gerçeği on yıllar öncesinden gören ve geçtiğimiz gün vefat yıldönümü olan muhterem Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız, İslam Ortak Savunma Oaktı, İslam Ortak Para Birimi, İslam Birleşmiş Milletleri, İslam Ortak Pazarı gibi önemli ve hayati platformlar oluşturulması teklifi hiçbir İslam ülkesi tarafından ciddi kabul görmedi. Hatta bunun ne demek olduğu gerçeği kavranamadı. . Zar zor bir D-8 Ülkeleri zirvesi oluştu ama Erbakan’dan sonra bu oluşum da etkisizleştirildi ve sembolik kalmaktan öte bir yere varamadı.Yaşanan tüm bu gelişmelerin sebebi aslında ne ABD ne de İsrail’dir. Asıl sebep İslam coğrafyasının dağınık, ruhsuz ve şuursuz olmasıdır. Ve bu devam ettiği sürece Türkiye de bu tehlikelerden beri değildir.
