HEPİMİZ SINIFTA KALDIK
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarımızda yaşanan olaylardan sonra Milli Eğitim Bakanlığı bir dizi önlemler aldı ve okulların güvenliğini artırmaya yönelik adımlar attı.Okulların girişine polis kontrolü üst araması yapılması uygulamasını başlatan Milli Eğitim Bakanlığı, velilerin okullara girişlerine de sınırlama getirip randevu sistemine geçti.Milli Eğitim Bakanlığı bu çalışmayı yaparken Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da 15 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımına yasak getiren yasal düzenlemeyi meclise sunma aşamasına geldi.Yine içimizi dağlayan olayların yaşanmaması adına Meclis Araştırma Komisyonu kurulması kararlaştırıldı.Tüm bunlar 14 yaşındaki bir çocuğun elindeki 5 tabanca ve 7 şarjörle 9 kişiyi öldürmesi sebebiyle alındı.Yaşanan olayları sadece güvenlik önlemlerinin yetersizliğine bağlamak ve okulları ve emniyeti suçlamak, gerçek sorunu görmezden gelmek ve bundan kaçmak anlamına değil.Yaşanan menfur saldırıda belki de en son yargılanacak ve sorgulanacak kişi tetiği çeken çocuktur. 14 yaşında, daha hayatın zorluklarını yaşamamış, yaşam mücadelesi içine girmemiş, anne-baba çalışan ve aydın bir ailede yetişmiş, saygın bir okulda öğretim gören, tüm istekleri anında karşılanmış ve el bebek gül bebek yetiştirildiği sanılmış bir çocuğun böylesine bir katliamı düşünmesi, tasarlaması ve uygulaması sadece bir yönüyle ele alınıp hükümler çıkartılacak bir vaka değildir.Meselenin herkesi ilgilendiren, anne-babayı, öğretmenleri, okul idaresini, çevreyi, toplumu ve kurumları ilgilendiren çok boyutlu bir yönü var. Hiç kimse kendisini bu olaydan müstağni ve beri tutamaz. Bu konuda her birimiz suçluyuz ve mesulüz. Evinde 7 tabanca bulunduran ve oğluna silah kullanma eğitimi veren baba, çocuğunun halleri her zaman göz önünde olan öğretmenler, öğrencinin takibini yapan rehber öğretmen, okul idaresi, sınıf arkadaşları, komşular ve tüm toplum olarak sorumluyuz.Bu öğrenciyi annesi ve babası anlayabilseydi, öğretmenlerinden sadece biri çocuğa ruhen ve kalben yaklaşabilseydi, toplumdan biri kendisi ile arkadaş olabilseydi belki de bu sonuç yaşanmayacaktı.Kahramanmaraş olayı, toplum olarak hepimizin sınıfta kaldığının bir resmidir. Hiçbirimizin kendi görev ve sorumluluğumuza dikkat etmeyip özen göstermediğimizin tabutlara sarılmış acı tablosudur.Artık “ben demiştim” ahkâmıyla sağda solda arz-ı endam etme zamanı değil. Zaman, hem kamu kurumlarımızın hem de anne-baba, öğretmen, okul idaresi, rehber öğretmen, komşu, arkadaş her ne isek, bunun gereği olan gözlemlerimizi yapmak ve varsa bir sorun bunun giderilmesi için topu başkalarına atmak yerine hem konumumunuz gerektirdiği hem de vicdanımızın bize yüklediği görevi hakkıyla ifa etmektir.
