menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KALEMLERE KARŞI FÜZELER: BİR VAHŞETİN ANATOMİSİ

9 0
09.03.2026

İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a yönelik saldırılarının ilk günlerinde, Minab semalarında yankılanan patlamalar yalnızca bir askeri operasyonun sesi değildi; bir toplumun kalbine düşen ateşin sesiydi. O patlama, sadece bir binayı değil, insanlığın vicdanını parçaladı.

Hürmüzgan Eyaleti’nde bulunan Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu, sabahın erken saatlerinde çocuk sesleriyle doluyken, birkaç dakika içinde sessizliğin en ağır hâline büründü. Okulun bahçesinde yankılanan çocuk sesleri aniden kesildi.

O sabah her şey sıradandı. Anneler kızlarının saçlarını örmüş, yüzlerindeki düşen bir tutam saçı düzeltmiş, babalar çantaları omuzlarına yerleştirirken “Akşam görüşürüz” demişti. Küçük ayakkabılar okul kapısından içeri girerken geriye dönüp el sallayan minik eller vardı. O eller, güvenle büyüyeceklerine inanıyordu. Kimse o el sallayışın bir vedaya dönüşeceğini bilmiyordu. Çünkü hiçbir anne çocuğunu okula gönderirken savaş ihtimalini düşünmez.

Okul, savaşın dışında kalması gereken son sığınaktır. Çünkü bir çocuk için okul, dünyanın en güvenli yeridir. Matematik sınavını düşünen, teneffüste oynayacağı oyunu planlayan, hayal kuran çocuklar gökyüzüne bakıp ölümün oradan geleceğini tahmin edemez. Onlar için gökyüzü ya güneştir, ya bulut, ya umut.

Ama o sabah gökyüzü umut indirmedi.

Füze nedir bilmezlerdi. Gökyüzünden gelen o gürültü, onların dünyasına ait değildi. Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu........

© Günışığı Gazetesi