menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BAŞARISIZ BİR ÇOCUĞU MOTİVE EDEREK, ZİRVEYE NASIL ÇIKARTIRIZ?

4 0
25.03.2026

Bazı çocuklar vardır… Daha yolun başında yorulmuş, daha denemeden kaybettiğine inanmış. Dersleri kötü, özgüveni düşük, hayata karşı isteksiz. Ama çoğu zaman gözden kaçan bir gerçek vardır: Hiçbir çocuk başarısız doğmaz, sadece doğru şekilde desteklenmemiş olabilir.

Peki, her şeyden vazgeçmiş gibi görünen bir çocuğu yeniden nasıl ayağa kaldırırız?

Öncelikle şunu kabul etmeliyiz: Motivasyon, “hadi yapabilirsin” demekle gelmez.

Çocuk önce görülmek ve anlaşılmak ister. Ona sürekli eksiklerini söylemek yerine, gerçekten ne hissettiğini dinlemek gerekir.

Çünkü çoğu başarısızlık, bilgi eksikliğinden değil, inanç eksikliğinden doğar.

Bir çocuğu ileri taşımak istiyorsak, önce onun kendine olan inancını yeniden inşa etmeliyiz.

Benim eski velilerim şimdiki velilerim de bilir Ben her zaman bu konuda inanılmaz mücadeleciyim, devamlı motive ederim. Sen yaparsın, ben sana güveniyorum derim .

Hatta başarılarının da ona gösteririm .

Tabii ki yeri geldiğinde eleştiri olacak, tabii ki hatalar gösterilecek. Yoksa düzelme olmaz ama motivasyon çok önemli.

WhatsApp gruplarında aileleri bu konuda devamlı uyarırım.

Benim çok başarılı bir öğretmen arkadaşım var matematikçi gerçekten motivasyon konusunda çok iyi çocuklara öyle bir özgüven ve motivasyon veriyor ki, çocuk o motivasyonla bir şeyleri yapmaya çalışıyor, yapamayacak olsada azmediyor  istiyor.

Bunun en güçlü yolu ise küçük başarılar yaratmaktır. Büyük hedefler göz korkutur; ama küçük, ulaşılabilir hedefler çocuğa “ben yapabiliyorum” hissini verir. Örneğin, tüm konuyu öğrenmesini beklemek yerine, sadece bir konuyu anlamasını sağlamak bile büyük bir adımdır.

Bir diğer önemli nokta ise kıyaslamadan kaçınmaktır. “Bak arkadaşın ne kadar iyi” cümlesi, çocuğun gelişmesini değil, içine kapanmasını sağlar.

Her çocuk kendi hızında ilerler. Önemli olan başkasıyla değil, dünkü haliyle kıyaslanmasıdır.

Motivasyonun en güçlü kaynaklarından biri de bağ kurmaktır. Çocuk, yanında duran, ona inanan bir yetişkin olduğunu hissettiğinde değişim başlar.

Bu bazen bir öğretmen, bazen bir ebeveyn, bazen de sadece onu ciddiye alan bir yetişkin olabilir. Çünkü çocuklar, kendilerine inanıldığını hissettiklerinde gerçekten değişirler.

Ayrıca unutulmaması gereken bir şey daha var: Başarı sadece notlardan ibaret değildir. Çocuğun güçlü olduğu alanları keşfetmek, onu sadece derslerle değil, ilgi duyduğu alanlarla da desteklemek gerekir.

Bir çocuk resimde, sporda ya da farklı bir beceride kendini iyi hissederse, bu güven zamanla derslerine de yansır.

Sonuç olarak, vazgeçmiş bir çocuğu ileri taşımak bir “zorlamak” süreci değil, bir yeniden inşa etme sürecidir. Sabır ister, anlayış ister, en çok da inanç ister. Çünkü bir çocuk kendine inanmayı öğrendiğinde, başarının yolu zaten kendiliğinden açılır.

Ve belki de en önemli cümle şudur:

Bir çocuğun hayatı, ona gerçekten inanan tek bir insanla değişebilir.

Bu çoğunlukla öğretmeni, yakın tanıdığı ya da ebeveynleridir.


© Günışığı Gazetesi