menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İNSAN BİR YOLCUDUR

3 0
yesterday

Joseph Campbell, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu adlı eserinde çarpıcı bir fikir ortaya koyar: Romanlar, filmler, destanlar ve hikâyeler… Farklı zamanlarda ve farklı insanlar tarafından anlatılsa da aslında hepsi aynı şeyi söyler.

Çünkü anlatıların biçimi değişir, ama özü değişmez. Kahramanlar, mekânlar ve zaman değişir; fakat değişmeyen tek şey vardır: insanın yolculuğu.

Ben bu fikri düşünürken, onun daha da eski bir karşılığı olduğunu hissederim. Belki de dünyadaki en temel anlatı, insanın cennette huzurlu bir haldeyken bir çağrıyla karşılaşması ve bir yolculuğa çıkmasıdır. Yani Âdem’in hikâyesi… Bir tür iniş, bir tür arayış ve sonunda yeniden anlam bulma hâli. Bu yüzden insanlık tarihindeki tüm hikâyeler, aslında bu büyük yolculuğun farklı yankıları gibi gelir bana.

Bu yolculuk, her anlatıda benzer bir şekilde başlar. Bir kahraman vardır. Sıradan bir hayatın içinde yaşar; çoğu zaman kendi potansiyelinin farkında bile değildir. Derken bir çağrı gelir. Bu çağrı bazen bir kayıp, bazen bir kriz, bazen de insanın içini kemiren bir huzursuzluk şeklinde ortaya çıkar. Kahraman genellikle önce bu çağrıyı reddeder. Çünkü bilinmeyen korkutucudur. Ama bir noktadan sonra o eşik aşılır ve yolculuk başlar.

Asıl hikâye tam da burada başlar.

Zorluklar, engeller, korkular ve yalnızlıklar… Kahraman düşer, vazgeçmek ister, hatta kimi zaman kim olduğunu bile unutur. Fakat tam da bu kırılma anlarında dönüşüm başlar. Çünkü insan en çok düştüğünde öğrenir, en çok kaybettiğinde kendini bulur.

Ve bir gün geri döner. Ama artık o eski kişi değildir. Dışarıdan bakıldığında aynı hayata dönmüştür belki: aynı şehir, aynı insanlar, aynı düzen… Fakat içeride bambaşka biri vardır. Bakışı........

© Günışığı Gazetesi