menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BATILILAŞMA MI, MEDENİLEŞME Mİ?

15 1
10.02.2026

Yazılarımda sık sık “Batı medeniyeti” ifadesi geçiyor. Ama her seferinde özellikle altını çizmek istediğim bir nokta var: Medeniyeti Batı ile eşitlemek büyük bir yanılgıdır.

Ne yazık ki uzun yıllardır, farkına bile varmadan, bu düşünceyi içselleştirmiş durumdayız. Medeniyet denildiğinde zihnimizde otomatik olarak tek bir coğrafya, tek bir tarih ve tek bir düşünce biçimi -özellikle Batı- canlanıyorsa, durup bunu yeniden düşünmemiz gerekir.

Bu yüzden en başta şunu iyi anlamalıyız: Medeniyet nedir?

Medeniyet; sadece teknoloji, gökdelenler, hızlı ulaşım ya da askerî güç demek değildir. Medeniyet; insanın insanla, insanın doğayla ve insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin toplamıdır. Ahlâkı, hukuku, sanatı, bilimi, merhameti ve adaleti içine alan bir değerler bütünüdür. Kısacası medeniyet, insanı merkeze alan bir anlayıştır.

Doğu ile Batı arasındaki temel fark da tam burada ortaya çıkar: insana bakışta. Aydınlanma süreciyle birlikte Batı’da kutsal olan ve sınır koyan pek çok şey hayatın dışına itildi. Bunun yerine, “hümanizm” adı altında insanı merkeze alan bir anlayış güç kazandı. Ancak insanı merkeze almak, onu her şeyin ölçüsü hâline getirmek değildir. Aksi durumda insan, sınırlarını unutur ve kendini her şeyin sahibi zannetmeye başlar, firavunlaşır. Gerçek medeniyet, insanı yüceltir ama onu tanrılaştırmaz.

Modern Batı düşüncesi bu dengeyi korumakta zorlandı. İnsan ölçüsüz biçimde merkeze alındıkça, güçlü olan haklı sayıldı; doğaya ve insana hükmetmek meşrulaştırıldı. Bugün çevre felaketlerinden küresel adaletsizliklere kadar yaşadığımız pek çok sorunun arka planında........

© Günışığı Gazetesi