SİZ HANGİ DİNDENSİNİZ ALLAH AŞKINA!
İhanet göz bebeklerinin arkasına çadır kurunca dilin yalan kavurması olağanlaşır. İnsan nefsinin esiri olmayı görsün kalp taşlaşır, akıl susar; insaf, merhamet göç eder. Sonuçta eşrefi mahlûkat olarak yaratılan insan, esfele safilin mertebesine düşer. Bir ülkede fetvaları fitne hazırlıyorsa ve de çıkmışsa dingilinden değirmen taşı. İşte o zaman yalnız adalet değil insanlık da o değirmen taşları arasında un ufak olmaya mahkûmdur. Korku, dile kilit vurmuşsa ve sorgulanmıyorsa haksızlık vah ki ne vah o ülkenin yarınına varsa yarınlarına! İsrafın savrulduğu, şatafatın meşrulaştırıldığı, gücün ne oldum delisi olduğu, bencilliğin tavan yaptığı bir ülkede ahlak dumura uğrar. Emekçinin, alın terine; emeklinin, emeğine saygı yoksa o ülkenin geleceği de yoktur. Tüyü bitmemiş yetim hakkını içerisinde barındıran kamu malı yağmalanıyorsa söz anlamını kaybeder! Adalet terazisinin ayarı bozulmuşsa, ehliyet yerini sadakate; hakikat yerini yalana terk eder. O zaman akıl, başını taştan taşa vursa da doğruya rehber olamaz.
Bir bakın Allah aşkına fetvalar neden suskun? Neden hutbeler denetime tabii… Neden haksızlık, yoksulun boş çuvalına gelince “kader” oluyor. Neden, söz garibana gelince adalete “imtihan” elbisesi giydiriliyor? Neden asgari ücretliye “sabır” telkin ediliyor? Nerede empati? Neden din, “hakikatin sesi” değil de “düzenin sigortası…”
Oysa ne diyor İslam, Ne diyor Kuran ayetleri:........
