ONUR SATILINCA İNSAN, İNSAN OLARAK KALIR MI?
İnsan, bu dünyaya mal mülk sahibi olarak gelmez. Serveti, makamı, şöhreti, gücü sonradan kazanır. Fakat doğuştan sahip olduğu öyle bir sermayesi vardır ki; onu kaybettiğinde kazandığı her şey aslında bir hiçtir. O sermayenin adı onurdur, haysiyettir, izzet-i nefistir.
Tarih boyunca güçlü devletler, güçsüz devletlerin toprakları işgal etti. Ordular şehirleri ele geçirdi. Madenler, limanlar, zenginlikler yağmalandı. Ki bu durum kılık değiştirerek günümüz dünyasında da devam ediyor. Ancak bütün bunlardan çok daha tehlikeli olanı, insanların vicdanının ve şahsiyetinin işgal edilmesidir. Toprağını kaybeden millet yeniden ayağa kalkabilir, maddi varlığını kaybeden millet yeniden çalışarak o varlığı yerine koyabilir; güç, yeniden kazanabilir, fakat onurunu, gururunu kaybeden kişi veya toplum, bırakın ayağa kalkmayı doğrulmayı dahi unutur.
Konu ile ilgili anlatılagelen bir hikâye vardır. Hikâye sömürge döneminde Hindistan’da geçer. Bilindiği üzere Hindistan uzun süre İngiliz sömürgesi olarak kalmıştır. İşte bu zaman diliminde bir İngiliz kraliyet subayı hiçbir neden olmaksızın sırf kendi egosunu tatmin etmek için kalabalık bir yerde halktan bir Hintliye sertçe bir tokat atar. Hintli, sebepsiz yere yediği tokata karşılık verir ve bir yumrukla subayı yere serer. Bu karşılığı beklemeyen subay; şaşırır, korkar ve de sinirlenir. Tek başına bir şey yapamayacağını bildiğinden yardım almak için birliğine gider. Durumu generale anlatır. Bir İngiliz kraliyet subayına yapılan bu muamelenin karşılığının mutlaka verilmesi gerektiğini söyleyerek generalden asker talep eder. General onu dikkatle dinledikten sonra; “gel benimle “, der ve subayı bir odaya alır. Odadaki kasadan 50.000 Rupi çıkararak subaya verir: “Bu parayı bugün sana tokat atan Hintliye ver ve ondan özür dile!”, der. İngiliz kraliyet subayı sinirlenir: “Zavallı bir Hintli, İngiltere kraliyet subayına vurup hakaret edecek ve karşılığında ondan özür mü dileyeceğim?” General sertçe: “Bu bir emirdir. Soru sormaksızın itaat edeceksin!” Subay çaresiz parayı alır, götürüp Hintli adama verir ve özür diler.
Hintli, yarı servet olan parayı görünce çok sevinir. Onunla ev alır, dükkân alır, ticarete başlar. Kısa süre sonra Hindistan’ın tanınan tüccarlar........
