OLGUNLUK YANILGISI
Narsistler neden âdeta birer Hollywood karakteri gibi davranır, filmlerden ve dizilerden devşirdikleri repliklerle hayatı bir senaryoya çevirirler?
Bu sorunun cevabını ararken aklıma hemen ünlü Fransız Devrimci Robespierre’in son anları gelmiyor değil. O, giyotine giderken çenesi parçalanmış vaziyetteydi ve gerçek son sözlerini asla bilemeyeceğiz. Peki ya narsistlerin “son sözleri” değil de gündelik hayattaki tüm “sahneleri” neden başkalarının yazdığı senaryolardan ibarettir? Çünkü onlar, kendi özgün senaryolarını hiçbir zaman yazmamışlardır.
Narsistlerin en büyük korkusu sıradan olmaktır. Oysa gerçek olgunluk, sıradanlığa, belirsizliğe ve can sıkıcı anlara tahammül edebilmeyi gerektirir. Narsist ise bu gerçeklikten kaçar. Kaçış yolu olarak da medyayı seçer. İzlediği bir dizideki karizmatik patronun soğukkanlı tavrını, bir filmdeki kurnaz avukatın keskin hitabetini veya bir aksiyon kahramanının kriz anındaki ölçülü sakinliğini âdeta kopyalar.
Peki bu neden işe yarar? Çünkü film karakterleri, izleyiciyi etkilemek için yazılmıştır. Narsist de bu hazır kişilik paketini indirerek, hiçbir içsel çaba harcamadan karizmatik ve yetkin görünmenin kestirme yolunu bulur. Onlar için hayat bir sahne, kendileri ise o........
