menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MALİYET SAVAŞI: İRAN'IN KEŞFETTİĞİ PSİKOLOJİK ZAFER

25 0
04.03.2026

Güç, tank sayısında değil; karşı tarafa sürdürülemez maliyet üretme kapasitesindedir.

Bu cümle, Ortadoğu’nun kanayan coğrafyasında yankılanan yeni bir savaş felsefesinin özeti. İran, klasik güç tanımını tersyüz ederek, askeri literatüre geçmesi gereken bir stratejik zekâ örneği sergiliyor. Peki bu strateji neden bu kadar etkili? Cevap, insan ruhunun en kırılgan noktasında saklı: Acıya tahammül eşiğimizde.

Kaybın Acısı, Kazancın Sevincinden Büyüktür

Daniel Kahneman’ın Nobel ödüllü “Kayıptan Kaçınma” teorisi, basit ama yıkıcı bir gerçeği ortaya koyar: Bir kaybın verdiği acı, aynı miktardaki kazancın verdiği mutluluğun yaklaşık iki katıdır. İran bu psikolojik yasayı silahlaştırdı.

Bir düşünün: Amerika’nın Irak'ta kazandığı zaferler kaç gün manşetlerde kaldı? Oysa Husilerin Kızıldeniz’de vurduğu bir ticaret gemisi, küresel basında haftalarca yankılanıyor. Büyük zaferler unutuluyor da küçük ama sürekli kayıplar hafızamıza kazınıyor. İşte İran’ın oynadığı oyun tam da bu: Rakibine büyük yenilgiler yaşatmak değil, küçük ama kanayan yaralar açmak.

ABD ve İsrail gibi demokratik toplumların en büyük zafiyeti, şeffaflıkları ve hesap verebilirlikleri. Her kayıp görünür, her maliyet sorgulanır, her başarısızlık siyasi krize dönüşebilir. Oysa İran, kapalı toplum yapısının karanlığında kayıplarını gizleyebilir. Bu, bir boksörün rakibini spot ışıkları altında dövüşmeye zorlayıp kendisinin karanlıkta kalması gibi.

İran'ın stratejisinin en sinsi yanı, rakibine “yeni normal” dayatması. Önce........

© Günışığı Gazetesi