İslam Dünyasının Sessizliği, İspanya’nın Vicdanı
İslam, haksızlık (zulüm) karşısında sessiz kalmayı reddeder.
Adaleti ayakta tutmayı yalnızca bir tavsiye değil, bir ilahi emir olarak ortaya koyar.
İslam’ın temel prensibi açıktır:
Haksızlığı el ile, dil ile ya da kalp ile ortadan kaldırmaya çalışmak, zalime destek olmamak ve adaleti her şartta ayakta tutmak.
Bu yüzden İslam düşüncesinde sıkça dile getirilen şu ifade boşuna değildir:
“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”
Kur’an bu konuda son derece açık ve sert uyarılar yapar.
Maide Suresi 51. ayette şöyle buyrulur:
“Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları veli (dost/müttefik) edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları dost edinirse şüphesiz o da onlardandır…”
Hud Suresi ise zulme karşı tavrı daha da netleştirir:
“Zulmedenlere en küçük bir meyil bile duymayın; yoksa size ateş dokunur…”
Peygamber Efendimiz de bu sorumluluğu en güçlü ifadelerden biriyle ortaya koymuştur:
“Zalime zalim olduğunu söylemek, cihadın en büyüğüdür.”(Tirmizî, Fiten, 13)
Ancak bugün yaşananlara baktığımızda şu soruyla yüzleşmek zorundayız:
Bu ilahi emirler ortadayken İslam dünyası neden susuyor?
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları karşısında Müslüman ülkelerin büyük bir kısmı ya sessiz kalmış ya da fiilen bu operasyonların önünü açmıştır.
İlk saldırılarda bir ilkokulun hedef alınması ve 170 kız öğrencinin hayatını kaybetmesi, savaşın ne kadar ağır bir insani bedel doğurduğunu gözler önüne sermiştir.
Buna rağmen Ortadoğu’daki birçok ülke hava sahalarını ve........
