menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yalan

12 0
04.02.2026

Kime sorsanız, yalandan nefret ettiğini söyler. Çünkü yalan, ahlaksızlığın bir çeşidi olarak kodlanmıştır. Kim ahlaksızlığını ilan etmek ister ki. Halbuki yalan, günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası. Hepimiz yalan söyleriz. Küçük yalanlar, pembe yalanlar, ötekini ya da kendimizi korumak için başvurduğumuz yalanlar... sıralarsak uzar gider.

Yalandan nefret ederiz ve yalan söyleriz. Bu, bir çocuğun okula gitmekten nefret ederken okula gitmek için her sabah uyanmak zorunda kalması gibi bir durum. Sevmediğiniz, asla sevmeyeceğiniz patronun önünde düğme iliklemek de yalandır.

Her yalan kıyamet koparmaz elbette ama yalan yalandır ve her yalan, genel kabule göre, ahlak erozyonuna vesiledir.

O halde şu dizelere ne demeli: "Bak bende yalan yok vallahi billahi/ Sen o kadar güzelsin ki artık o kadar olur" (Cemal Süreya, Güzelleme). Bu dizelerini yalan olduğunu söylemek mümkün mü?

Ama "Şairler yalancıdır", belirlemesi neredeyse genel kabul görmüştür. Şair Öztürk Uğraş da "Cebinde yedek yalanın olsun" diye akıl verirdi. Canımızı yakan, telafisi olmayan yalanlar söylemezdi Öztürk. Ama, kimi zaman nedensiz, hep yalan söylerdi. Öldüğünü haber verdiklerinde, "Bu da onun bir yalanı olmasın" diye aklımdan geçirdiğimi itiraf etmeliyim. Yalan söylemek, kuralı olmayan, doğaçlama bir oyun oynamakla eşdeğerdi Öztürk için. Şiir de kelimelerle yetinmeyen bir oyun değil midir?

"Nasılsın?" sorusuna çoğunlukla "İyiyim" diye cevap veririz. Bu, büyük bir yalandır. Her zaman iyi olmak gibi bir ayrıcalığı yok hiç kimsenin. İçinde taşıdığın bir sızı her zaman vardır. Paran yoktur, canın yanıyordur ve fakat serde yiğitlik vardır, "İyiyim" dersin mesela ve yalan söylediğini ortamlardan el ayak çekişin ele verir. Türkiye'de küçük bir azınlık dışında ekonomik koşulları kötü insan sayısı sayılmayacak kadar çoktur. Mutsuz bir kitlenin içinde........

© Güneydoğu Ekspres