Şu “burma kadayıf” meselesi
Artık Diyarbakır’ın tecilli markaları arasında yerini almış olan “Cevizli Burma Kadayıf”la ilgili bu Bingöl’ün sahiplenme meselesi tabii ki yeni değil! Daha önce de denendi ama tutmadı. Öyle ki Bingöl’ün kendisi bile şehrinde sahiplenmeyi beceremedi ki orda bile Diyarbakır ismiyle vücut buldu. Başka şehirlerde de adı burma kadayıfla anılan mekânlar açıldığında önüne “Diyarbakır” markasını mutlaka koymayı gereklilik saydılar. Bu artık bir realite.
Peki, bu Bingöl ya da Bingöllülük ve Burma Kadayıf ilişkisinin evveliyatını sahi bilen kaç kişi var. Merakımı bağışlasın, elbette başta Cevdet Yılmaz ve diğer ihtimaldir ki bilmeyenler.
Hikâye şöyle; geçtiğimiz yüzyılın başı, henüz 1915 Ermenilere yönelik büyük felaket yaşanmamış. Ermeni tebaa Osmanlı memalikinin muteber vatandaşları konumunda. E, elbette Osmanlı mülkünün uzak kalesi Diyarbekir’de de durum böyle.
Şehir tabii ki etrafı devasa binler yıllık surları ile kuşatılı hem yaşam hem de ticari alan. Şimdilerde adı “Gazi” olan cadde o vakitler “Bağdat Caddesi”. Bağdadın hamamları / Yanıyor külhanları / Bu nasıl baş bağlıyor / Bağdadın hatunları şarkısı musikişinaslarca dillerde. Hatta şehrin caddesini dikey kesen Yemeniciler Çarşısının hemen girişinde şimdilerde Baharatçı Kör Yusuf’un dükkanının bitişiğinde Bağdat Palas Oteli ve kahvesi de vardı yakın zamanlara kadar.
İşte o bir asır evvelinde Bingöl’ün Lotan köyünden (şimdi Bingöl merkez Yamaç’a bağlı Gürpınar köyü) hem öksüz hem de yetim üstelik bir bacağından da engelli henüz soyadı kanunu da........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin