Bu bir film değil, bir tanıklık: Kaplumbağalar da Uçar
Bazı filmler vardır; perde kapandıktan sonra bile bitmez, insanın içinde yaşamaya devam eder. Kaplumbağalar da Uçar tam da böyle bir film. Seyirciyi koltuğunda bırakmaz; onu alır, sınırın tozuna, savaşın eşiğine, çocukluğun kırılgan çizgisine götürür.
Bahman Ghobadi bu filmde savaşın kendisini değil, savaşın çocukların dünyasında nasıl kök saldığını anlatır. Çünkü savaş, en çok onların hayatında büyür. Oyuncakların yerini mayınlar aldığında, oyun dediğimiz şey bir hayatta kalma provasına dönüşür. Ve çocuk dediğimiz varlık, bir anda hayatın en ağır yükünü omuzlarında bulur.
Filmdeki çocuklar kaderlerini toprağın altından söker. Her biri, ölümle yapılmış sessiz bir anlaşmanın tarafı gibidir. Ama asıl sarsıcı olan, bu gerçeğin onların gözünde sıradanlaşmış olmasıdır. Gülüşleri........
