menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Doğunun Gölgeleri ya da Gölgeleri Eskitmek

9 0
11.06.2026

Yazın herkesin yolu bir gölgeden geçer mutlaka, gölgeyi üzerine giyer ve serinlemeye çekilir. Dicle’ye uğramak, Ongözlü Köprü ’de serinliğe koşmak, soğuk meyan şerbeti içmek şehrin şanındandır.

Gölgeler en çok bu mevsimde belirginleşir ve güzelleşir. Herkes bir gölgeye çekilmek ister; işte o zaman gölgelerin düştüğü yerler, mekânlar âdeta eskir, hatırlarla şenlenir, anlam kazanır. Yani rahata kavuşmanın da bir bedeli var ve bunu bu şehirde mühürlenmiş ağaçların gölgesinde görebilirsiniz. Avlular, eyvanlar, su kenarları, hanlar, kervansaraylar belki de yaz mevsiminde farklı bir havaya bürünürler ve gölge ile suyun anlamı, sözlüklerde ve şehirde iyice belirginleşir.

Diyarbekir’de kahve içmek isteyenlerin mekânı olan tarihi Sülüklü Han’ın avlusunda kocaman bir şemsiye gibi, her tarafı dallarıyla kuşatan bir dut ağacı vardır. Onun gölgesi, varlığı, tanıklıkları bir kimlik oluşturur. Her defasında bu ağaçla konuşuyor olarak buluyorum kendimi. Dalıyorum, dinliyorum, kelimeleri ağacın dallarından topluyorum, huzurla doluyorum.

Mezopotamya’da bazı şehirler güneşin altında büyür, bazıları ise gölgelerinde yaşlanır. Diyarbakır, şairlerin deyimi ile gölgelerini eskiten şehirlerden biridir. Yaz geldiğinde Sur taşları gün boyunca güneşi içine çeker, akşam olunca yavaş yavaş güneşi geri verir. İnsan, bir duvara yaslansa tarihin sıcaklığını sırtında hisseder. Taşın da kalbi vardır; bazen bir kitabın anlatamadığını bir sur duvarı anlatır. Olsun, sırtını bir anlatıya dayamak insana huzur veriyor yine de.

Yaz mevsimi Sur sokaklarına ağır ağır inerdi eskiden.........

© Güneydoğu Ekspres