KENDİNE KARŞI CESUR OL
İnsan boyunca rol yapar, oyalanır, suçlar, kaçar… Ama kendine dokunamaz. Oysa insanın bütün zincirleri, kendinden saklandığı , dünyaya karşı değil; kendi gerçeğine karşı yenilir. Çünkü en büyük korku, içindeki çıplak hakikati görmektir. Bu yüzden çoğu insan hayatı yerde başlar.
Kendi gerçekliğine karşı cesur olamayan biri asla çıkış yapamaz. Çünkü dönüşüm, insanın maskesini ve bahanesini düşürdüğü anda başlar. Kendi karanlığına bakamayan, ışık hakkında yalnızca konuşur. Gerçek özgürlük ise insanın kendi karanlığı karşısında kaçmadan durabilmesidir.
Tabiatımızın Ezelî Ve Ebedî Kanunu
“Güneş kendini ısıtmaz,
Ay kendisi için parlamaz,
Nehir kendi suyunu içmez,
Çiçek kendisi için kokmaz,
Ağaç kendi meyvesini yemez,
Toprak kendisi için doğurmaz,
Rüzgâr kendisi için esmez,
Yağmur kendini ıslatmaz.”
Doğanın Sessiz Bilgeliği şunu söyler: Aldığın değil, verdiğin senindir; aldığın bedenini, verdiğin ruhunu doyurur.
İnsan Nasıl Bu Hale Geldi?
İnsan bir anda çürümedi. Bu kopuş yavaş yavaş, katman katman oluştu. Önce doğadan uzaklaştı, sonra kendinden, en sonunda da birbirinden koptu. Bugünkü kokuşmuşluk zihinsel, enerjisel ve varoluşsal bir çözülmedir, yani bir kopuştur.
İnsan bu yasayı unuttuğu gün........
