menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Leros: Tanrıça Artemis’in adası

57 0
16.08.2026

Girit’ten Bodrum’a mübadil olarak gelen babam nedeniyle ilk gençlik yıllarımdan beri gidip geldiğim ve yaz aylarını geçirdiğim Bodrum’a birkaç yıl aradan sonra geçtiğimiz temmuz ayında tekrar gittim. Sıcaktan ve kalabalıktan bunalınca uzun zamandır eşin dostun “eski Bodrum’a benziyor” diye önerdiği Leros Adası’na eşimle birlikte üç günlük kısa bir seyahat yapmaya karar verdik.

Leros’un bir parçası olduğu On İki Adalar (Yunancası Dodekanes Adaları) adını Osmanlı Devleti’nin gayrimüslim bölgelere uyguladığı yönetim biçiminden almış. Yani bu adalar grubu, isminin çağrıştırdığı gibi sadece on iki adadan ibaret değil. Büyüklü küçüklü adaların ve adacıkların toplamı 20’den fazlaymış. 53 kilometrekarelik bir alana ve yaklaşık 8 bin 500 kişilik bir nüfusa sahip olan Leros, yazın ortasında bile oldukça sakin bir ada.

Mitolojide avcılık tanrıçası Artemis ile ilişkilendirilen adada antik dönemlerden kalma Artemis’e adanmış önemli bir tapınak varmış. Tarihte pek çok kez el değiştirmiş olan Leros Adası, Cenevizliler ve Bizanslılardan sonra Osmanlı topraklarına katılmış. Daha sonra İtalyanlar işgal etmiş adayı ve İkinci Dünya Savaşı’nın ardından kısa bir süre İngilizler egemen olmuşlar. Sonunda 1948 yılında Yunanistan’a bağlanmış.

Agia Marina ve Plefouti

Bodrum merkezdeki limandan sabahleyin bindiğimiz feribot bizi iki saatten biraz daha uzun bir süre sonra adanın kuzeydoğusunda bulunan Agia Marina’ya bıraktı. Pasaport kontrolünden itiş kakış geçmemiz tam bir saat sürdü. Adadaki iki ana limandan biri ve Leros’un merkezi olan Agia Marina, sahil boyunca kafe, bar ve hediyelik eşya satılan dükkânların sıralandığı gayet hareketli bir yer. Genelde Yunan adalarında gördüğümüz bembeyaz kübik evlerin yanı sıra İtalyan Neoklasik mimarisinden etkilenmiş pastel renkli ve iki katlı yapıları görmek hoş bir sürpriz oldu. Etrafta dolaşmayı akşama bırakıp kalacağımız otele doğru yola koyulduk. Öğle yemeğini yol kenarında bir lokantada yiyip otelimize yerleştikten sonra akşamüzeri otel sahiplerinin önerdiği Plefouti koyuna denize girmeye gittik. Sadece ağustos böceklerinin sesinin duyulduğu, adanın kuzeyindeki bu sakin koyda serin sulara girip günün yorgunluğunu giderdik.

Leros (Panagia) Kalesi, Platanos ve Pandeli

Ertesi sabah yaklaşık 600 metrelik bir tepenin üzerinde yükselen ve adanın pek çok yerinden görülebilen Leros Kalesi’ne gitmek üzere........

© Gazete Pencere