menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nar Tanem, Nur Tanem, Bir Tanem: Mari Gerekmezyan

23 0
14.12.2025

Ülkemizin ilk kadın heykeltıraşlarından biri olan Mari Gerekmezyan’ı belki bugün sadece bilmeden şarkılarda ve şiirlerde geçiriyoruz. Oysa ki kısa hayatı boyunca yeteneğiyle kendini göstermiş, çalışkanlığıyla göze girmiş bir kadındır. Ama burada anlattığım ve andığım pek çok kadın gibi o da bir erkeğin vasıtasıyla ya da bir aşk hikâyesiyle hatırlanıyor, gerisi tarihin tozuna, talaşına karışıyor.

Mari Gerekmezyan 1913 yılında Talas, Kayseri’de bir Ermeni olarak dünyaya gelmiş, döneminin toplumsal ve kültürel dinamiklerinin etkisiyle güçlü karakteri, sanatı ve yaşamı şekillenmiştir. Kayseri’yi geride bırakıp sanatın başkenti İstanbul’a taşındıktan sonra hayatını idame ettirmek için önce Ermeni okullarında öğretmenlik yapmıştır. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi’nde felsefe eğitimi almış, edebiyatla yakından ilgilenmiştir. Kendini bildiğinden beri sanata ilgi duyduğu için üniversiteye devam ederken eş zamanlı olarak “Güzel Sanatlar Akademisi heykel bölümüne misafir öğrenci olarak kabul edilmiş, orada Alman heykeltıraş Rudolf Belling’in öğrencisi olmuştur. Belling’in etkisi eserlerinde çok bariz bir şekilde hissedilir. Bu dönemde Profesör Neşet Ömer İrdeip ve Şekip Tunç için yaptığı büstleriyle Ankara Heykel Sergisi ödülünü kazanır. 1945’te yaptığı Yahya Kemal Beyatlı büstüyse Ankara Devlet Sanat Sergisi’nde birinciliği aldı. Bu başarıları sayesinde 1940’lardaki sanat çevrelerinde adını duyurur.

BEDRİ RAHMİ İLE YOLLARI KESİŞİR

Bu tanışmalardan biri hayatında bir dönüm noktasına dönüşür. Güzel Sanatlar Akademisi’nde pek çok ressama ve sanatçıya el vermiş, onları çevresinde başlı başına bir ekol gibi toplamış ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu ile yollarının kesişmesi........

© Gazete Pencere