Tarih, bilim ve umut dolu İsviçre
Geçtiğimiz günlerde kısa bir tatil için İsviçre'deydim. Birkaç yıl önce Zürih'e gitmiş ve her anlamda çok beğenmiştim. Belki de dünyanın en mutlu insanları burada yaşıyordur diye düşündüğümü anımsıyorum. Bu kez rota Cenevre ve Lozan'dı. Epeydir Lozan'ı ziyaret etmek ve Lozan Barış Antlaşmasının yapıldığı yeri görmek istiyordum, bu vesileyle Cenevre'yi de ekleyerek 3 günlük bir tatil için yola çıktık. Olanağınız olduğunda muhakkak görmenizi öneririm.
Bir kere kalacağımız otelin seyahatten önce, orada olduğumuz süre boyunca geçerli ve ücretsiz, şehir içi ulaşım kartını yollamasıyla güzellikler başladı. Uçaktan iner inmez ise boyut değiştirircesine bir başkalığa adım attık. Güvenlikten önce düzen, size hoşgeldin diyor. Sizi bilmem ama düzen severim, düzen toplumsal yaşam için gereklidir. İtiş kakış olmadan ülkeye giriş yaptıktan sonra, otele gitmek için bineceğimiz trene 10 dakikada ulaştık. Otel zaten şehir merkezinde ve gara da çok yakındı. (Cenevre’ye gideceklere Hotel des Alpes otelini önerebilirim, konumu şahane. Reklam değil.)
Kısa bir yerleşme ve dinlenme sonrasında şehri keşfe daldık. Cenevre, Lozan'ın da kıyısında olduğu gayet büyük bir gölün "ucunda" olduğu için göl üzerindeki köprülerle geçilebilen iki yakada kurulmuş. İsterseniz küçük teknelerle karşı yakaya geçebiliyorsunuz. Benim dikkatimi, her yurt dışına çıktığımda olduğu gibi, trafiğin akışı, kuralların işleyişi çekti. Araçlar sizi gördüğünde 1 km öteden duruyor, kırmızı ışıkta tek bir yaya bile geçmiyor (tek tük geçenlerin oralı olmadığını anlıyorsunuz), bir tek korna çalmıyor. Benim gibi İstanbul trafiğinde paralize olan biri, hiç çekinmeden yeşil ışık yandığı anda korkmadan karşıya geçmenin tadını çıkarabildi. Çünkü araçların........
