menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kadının 100 Yıllık Özgürlüğü: Medeni Kanun

21 0
04.10.2026

1926'dan önce bu topraklarda kadının varlığı ancak erkeklerin arzusuna göre tanımlanırdı. Yüzyıllar boyunca yazılı bir aile hukuku olmadı. Tanzimat döneminde çıkarılan Mecelle dini kurallara göre yazılmış, kadına dair hiçbir hak gözetilmemişti. Müslümanların nikâhını imam ya da kadı kıyardı, gayrimüslimlerinkini papaz, haham. Kanunla konmuş bir evlenme yaşı yoktu, bulûğa ermiş sayılan bir çocuk evlendirilebiliyordu. Kızın rızası çoğu zaman babasının ya da bir vekilin ağzından alınırdı. Erkek dört kadına kadar evlenebiliyor, tek bir sözle karısını boşayabiliyordu. Kadınınsa bu durum karşısında kapısını çalabileceği bir memur, elinde tutabileceği bir belge yoktu.

İttihat ve Terakki döneminde küçük çapta da olsa bir değişiklik hamlesi yapıldı. Hazırlanan Hukuk-ı Aile Kararnamesi, 25 Ekim 1917'de yürürlüğe girdi. Kararname; çok eşliliğe ve erkeğin tek başına boşama hakkına bazı sınırlar getiriyor, evlenme yaşını erkekler için 18, kızlar için 17 olarak koyuyordu. Ama kapıyı aralık da bırakmıştı. Örneğin; bulûğa eren dokuz yaşında bir kız ile on iki yaşında bir oğlan yine evlendirilebiliyordu. Zaten bu kararnamenin ömrü de kısa oldu. 19 Haziran 1919 tarihli geçici bir kanunla kaldırıldı, her şey eski haline döndü.

İşte bu tablonun üzerine, 1926 Ekim'inde bir belediye dairesini gözünüzün önüne getirin. İki şahidin arasında damatla birlikte genç bir kadın duruyor, karşısında da bir evlendirme memuru var. Memur kadına yanındaki adamla evlenmek isteyip istemediğini soruyor. Belki de kadına hayatında ilk kez biri onun ne istediğini soruyor. Cevabı kadın kendi sesiyle veriyor: Evet! Çünkü artık onun da tıpkı erkekler gibi hakları var ve o "evet" olmadan nikâh kıyılamıyor. Çünkü artık bu topraklarda yüzyıllardır susmak zorunda kalan, yok sayılan kadının adı var…

İşte, bunu mümkün kılan Medeni Kanun, yüz yıl önce bugün, 4 Ekim 1926'da yürürlüğe girdi. Meclis'te 17 Şubat'ta tek oturumda kabul edilmiş, 936. maddesine göre yayımlandıktan altı ay sonra yürürlüğe girmişti. Kanun, 4 Nisan'da Resmi Gazete'de yayınlandı. Yanında Borçlar Kanunu da vardı; alışverişten kiraya, borç paradan tazminata kadar insanlar arasındaki bütün anlaşmaların kurallarını koyan bu kanun da aynı gün yürürlüğe girdi. İki kanun birbirine öyle bağlıdır ki Borçlar Kanunu, Medeni Kanun'un tamamlayıcısı olarak kabul edilir. Bu yüzden aynı gün yürürlüğe girmeleri tesadüf değildir.

BELEDİYE........

© Gazete Pencere