menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni Bir Dünya: K2-18b

8 4
08.02.2026

James Webb Uzay Teleskobu‘nun (JWST) 2023 sonlarında yayımlanan gözlem verileri, 120 ışık yılı uzaktaki K2-18b ötegezegeninin(1) atmosferinde metan ve karbondioksitin yanı sıra dimetil sülfür (DMS) izlerine rastlandığını gösterdi. Bu saptama astrobiyoloji bilimi çevrelerinde büyük heyecan yarattı; çünkü bu bileşiğin gezegenimizdeki en büyük kaynağı, okyanuslardaki canlı (biyotik) yaşam.

Dünya’nın yaklaşık 8,6 katı bir kütleye sahip olan K2-18b, “Hycean" (Hidrojen Okyanus) tipi bir gezegen olarak nitelendiriliyor; yani hidrojen yönünden zengin ve sıvı halde bir okyanusla kaplı bir gök cismi K2-18b. Kırmızı cüce yıldızına(2) uzaklığı 22 milyon km, yani 0,15 AU(3) kadar. Bu da onun yıldız çevresindeki dönüşünü 33 günde tamamladığı anlamına geliyor. K2-18b’nin yıldızına bu kadar yakın olup da kavrulmamasının nedeni yıldızın Güneş’e oranla çok daha az enerji yayması, yani “soğuk” olması. Bu da K2-18b’yi “yaşanabilir bölgede” (Goldilocks) konumlandırıyor.

Dünya atmosferi, büyük oranda ağır azot ve oksijen gazlarından oluştuğu için kütleçekimi tarafından yüzeye yakın tutulur. K2-18b atmosferinin ise büyük ölçüde hidrojenden ve helyumdan oluştuğunu biliyoruz. Bu ikisinin evrendeki en hafif elementler olmaları, gezegenin kütleçekiminden daha az etkilenmelerine yol açar; bu yüzden K2-18b’nin atmosferi Dünya’dakinden çok daha kalın ama seyrek bir yapıdadır.

Bu iki gaz dışında, gezegenin atmosferinde yüksek oranlarda metan ve karbondioksite, buna karşın çok az miktarda amonyak gazına rastlanması, K2-18b yüzeyinin bir okyanusla kaplı olabileceğini akla getiriyor; güneş sistemimizdeki Jüpiter ve Satürn gibi gaz devlerinin atmosferinde bu üç gaz da birlikte yüksek oranlarda bulunur. K2-18b’de amonyağın eser miktarda bulunması, gazın bir okyanusta çözünmesiyle açıklanabiliyor yalnızca.

Yapılan modellemelere göre, K2-18b kayalık/metal bir taşküreye (litosfer) sahip ve derinliği 100-600 kilometreye ulaşan, sudan oluşmuş (H2O) bir okyanusla kaplı.

Bu temel bilgileri aktardıktan sonra, heyecan yaratan asıl konuya, DMS’in varlığına dönelim. Dünya atmosferindeki DMS’in büyük bölümü, okyanuslardaki biyolojik süreçlerle, fitoplanktonların(4) ozmotik basıncı(5) dengelemek için ürettikleri DMSP’in (dimetilsülfoniopropiyonat) parçalanmasıyla açığa çıkar (bu yüzden DMS “deniz kokusu” olarak bilinir). Bunlar dışında topraktaki ve deniz tabanındaki bazı bakterilerin sülfürlü bileşikleri parçalayarak DMS ürettiğini biliyoruz. K2-18b’deki DMS’in bu kadar önemli görülmesinin nedeni, orada da ana DMS kaynağının okyanuslardaki biyolojik yaşam olma olasılığı.

Yine de sevinmek için biraz erken, çünkü DMS’in tek kaynağı, canlı yaşam değil. Dünya’da volkanlar veya yüksek sıcaklıktaki hidrotermal bacalardan, atmosfere/denize DMS salınabildiği saptanmıştır. Bunun dışında atmosfere giren radyoaktif parçacıkların yol açtığı tepkimeler sonucunda eser miktarda DMS oluşabildiği de kanıtlandı. Ama tüm bunlar Dünya'daki DMS varlığının yalnızca küçük bir kısmını........

© Gazete Pencere