“Türklerin inatçılığını ve çalışma azmini miras aldım ve bunu her yere taşıyorum”
Üniversiteden sonra kapı kapı dolaşarak iş arayan, kamera asistanlığından kablo taşımaya kadar her işi yapan Atilla Salih Yücer’in sinema yolculuğu, sabır ve inatla pes etmeden sinemanın eşiğinde durmayı seçtiği yıllarla şekillendi. Yarı zamanlı set işlerinden Plato Film’de Sinan Çetin’le çalışmaya, yapımcılığı deneyip geride bırakmaya ve New York’a uzanan bu uzun emek süreci, onu bugünlere taşıdı. Bahçıvanlıktan mermer satışına, geçici işlerden kalıcı kararlara uzanan yılların ardından, yardımcı yönetmenlikten birinci yardımcı yönetmenliğe doğru kendi yolunu açtı.
Ayvalık Film Festivali’nde, Joachim Trier’in yeni filmi Manevi Değer’i ilk izleyenlerden olacağım için kendimi şanslı hissederken, filmin Türk ortağı olan Atilla Salih Yücer ile tanışmak bu duyguyu daha da anlamlı kıldı. Yücer için tek bir senaryo, ‘Manevi Değer’ (Sentimental Value) her şeyi geride bırakmaya yetmiş; Oslo’da geçen aylar, dilini bilmediği bir ülkede bile sinemanın ortak dili sayesinde kendine bir aidiyet kurabileceğini göstermişti. Film de zaten, bir çatı altında olabilmenin, bir evi yalnızca mekân değil, duygusal bir alan olarak kurmanın hikâyesini anlatıyor.
“Ses getiren filmlerde çalıştığım için çok şanslıyım”
Ayvalık Film Festivali’nde tanıştığım ve sohbet etme şansı yakaladığım Atilla Salih Yücer ile Manevi Değer (Sentimental Value) filmini ve kendi yolculuğunu konuşmanın tam zamanıydı. Çünkü film, ödüllerle yolculuğuna devam ediyor ve şimdi birçok kategoride Oscar’a doğru ilerliyor. Bu başarıda bir Türk sinemacının payının olması ise hepimizi gururlandırıyor.
Joachim Trier'in 'Manevi Değer' filminiz ile Avrupa Film Ödülleri'nde En İyi Avrupa Filmi dahil tam altı ödül kazanarak geceye damga vurdunuz. Tebrikler, büyük başarı. Nasıl bir heyecandı, bu kadar çok ödül kazanmayı bekliyor muydunuz ve neler hissettiniz?
Bu kadar fazla ödül kazanmayı kesinlikle beklemiyorduk. Berlin'de yaşadığımız masalsı bir geceydi. Her film kendi başına zorlu ve uzun bir yolculuktur, bu yüzden böyle bir anı yaşamak ve ne kadar yol kat ettiğimizi kutlamak her zaman çok özeldir.
Bu ödüller aynı zamanda Oscar'ın Avrupa'daki karşılığı sayılıyor. Oscar'a çok yakınsınız diye hissediyorum ve düşünüyorum. Sizin duygunuz ve Oscar'a dair beklentiniz nedir?
Oscar adaylıklarının açıklanmasını dinlemek için tüm ekibimiz Oslo'da bir araya geldi. Beklentilerimizi sınırlı tutmaya çalışıyorduk. Umudumuz vardı ama rekabetin ne kadar yoğun olduğunun da farkındaydık. Ancak sonuç en çılgın hayallerimizin bile ötesinde oldu.
Joachim Trier ile yolunuz nasıl kesişti, bu filmdeki işbirliğiniz nedir?
Ben New York'ta çalışırken, Joachim "Louder Than Bombs" filmini çekmek için oraya geldi. Onun asistan yönetmeni olmam konusunda konuşmuştuk ama programlarımız uyuşmadığı için o filmde birlikte çalışma fırsatımız olmadı. Joachim "Manevi Değer" filmi için Norveçli yapımcıları ve yardımcı yönetmenleriyle iş birliği yapacak, dışarıdan bir bakış açısına sahip birini aramış ve bana ulaştı. Senaryoyu okumayı bitirdiğim an her şeyi bırakıp projeye dahil olmaya karar vermiştim bile. Alaz Film şirketim aracılığıyla onların Türk ortağı oldum ve film üzerinde çalışmak için neredeyse bir yıl boyunca Oslo'da yaşadım. Doğuştan biraz göçebe bir ruha sahip olduğum için bu benim için çok doğal bir şeydi ve Norveç'te ilk kez bulunmama ve dili bilmememe rağmen son derece sıcak ve misafirperver oyuncu kadrosu ve........
