Bozkıra ekilen umut: Bizim köyde çatlayan çekirdek, uyanan toprak
Anadolu; tarihin her bir köşesini, ince ince şekillendirdiği, onlarca farklı uygarlığın, topluluğun izler bıraktığı kadim topraklardır. İstanbul’da Küçükçekmece Gölü yakınlarında bulunan Yarımburgaz Mağarası değil midir bu topraklarda insanlığın izlerinin yüzbinlerce yıl geriye gittiğini bize kanıtlayan. Göbeklitepe değil mi bilinen en eski ve en büyük inanç merkezi olduğu için "tarihin sıfır noktası" olarak adlandırılan. Peki ya yerleşik yaşamın başladığı, Neolitik Dönem'in en büyük ve en yoğun yerleşimlerinden bir olan Çatalhöyük…
"Dörtnala gelip Uzak Asya'dan, Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim." diyen Nazım Hikmet de; "Başka sanat bilmeyiz karşımızda dururken, Söylenmemiş bir destan gibi Anadolu’muz." diyen Faruk Nafiz Çamlıbel de bu toprakların yüzbinlerce yıl önceye dayanan zenginliğine dikkat çekmiyor mudur?
Ancak o Anadolu’dur ki yüzyıllarca çağın gereklerinden bi haber yaşatılmış, kendi kaderine, kendi yalnızlığına ve derin sessizliğine terk edilmiş uçsuz bucaksız bir bozkırdır. Kerpiç duvarların arasına sıkışmış, toprağın çatlaklarına sızan yoksullukla yoğrulmuş bir coğrafya düşünün. Şairlerin uzaktan bakıp "Orda bir köy var uzakta / O köy bizim köyümüzdür" diye romantik dizeler kaleme aldığı o köyler, yakınına varıldığında bambaşka bir gerçeği haykırıyordur. Acı bir gerçektir bu: Cehalet ve yoksulluk. İşte Köy Enstitüleri, bu kurak coğrafyaya gökten düşen bir mucize değil, bizzat o çorak toprağın bağrına kendi ellerimizle ektiğimiz bir aydınlanma çekirdeği idi.
Bu serüvenin eşsiz ruhunu anlamak için, yönümüzü önce Mustafa Kemal Atatürk’ün o çok sevdiği ve millete bir "kurtuluş reçetesi" olarak sunduğu "Beyaz Zambaklar Ülkesinde" kitabına çevirmek gerekir. O ölümsüz eserinde Grigory Petrov, bataklıklar ve kayalıklar ülkesi Finlandiya’nın, idealist aydınlar eliyle nasıl bir zambak bahçesine dönüştüğünü anlatır. Kitabın kahramanı Snelman, aydınlara şöyle seslenir: “Halkınızı unutmayın Hepiniz, halkın arasından yetiştiniz. Şimdi ne yapıyorsunuz? Aydın olmayan kardeşlerinizden kaçıyor musunuz, yoksa halkın yanlışlarını düzeltmek için yollar mı düşünüyorsunuz? Halk kitlelerini uyandırmak ve kültür yönünden yükseltmek için neler yapıyorsunuz?
Bizim belki bu kuzey ülkesi gibi o denli çok bataklıklarımız yoktu ama asırlardır suya ve ışığa hasret kalmış, unutulmuş bozkırlarımız vardı. İşte enstitüler böyle bir yaratma projesiydi. Kendi Snelman'larını, kendi aydınlarını o köylerin çamuruyla yoğurarak…
Bizim........
